Ara

Zeki Ama Çalışmıyor...



Evet efendim, bir yazı ile daha yalanlar silsilesini ifşaya devam ediyoruz.

Geçen yazılarımda "Güç senin içinde..." diyerek cebinize nasıl hortum uzattıklarından ve sonrasında da "Mükemmellik" sevdasıyla hepimizi nasıl bir kıyaslama yarışı içine soktuklarından bahsettik.


Bu yazıları okumamış olanlar şurdan ve şurdan okuyabilirler.


Geçelim bugünkü konuya.

Efendim, artık herkesin hatta en ilgisiz velinin bile yemediği bir öğretmen yalanıdır "Sizin çocuk zeki ama çalışmıyor..."

Bir öğretmen olarak Türkçe mealini paylaşayım: "Aslında sizin çocukta iş yok ama üzülmeyin diye zeki diyorum"


Diğer bir deyişle; çocuk sınıfta istenen başarıyı gösteremiyor ama anne-babanın yüzüne karşı da sizin çocuk tembel, akılsız vs. diyemeyeceğimiz için önce övüp sonra gömüyoruz.


Haklı mıyız peki? Elbette hayır.


Cümlenin kendisi bile içinde bilinmezler ve çelişkiler barındırıyor bir kere. Yani şu cümleyi tekrar okuyunuz lütfen: "Sizin çocuk zeki ama çalışmıyor."

Bilinçli bir velinin şu soruları sorması beklenir:

1- Çocuğun zekası hakkında yorum yapmak sizin işiniz midir?

2- Ola ki yaptınız; çocuğumun zekası hakkında yorum yapma yetkinliğine sahip misiniz? (Başta IQ testi olmak üzere zekaya dair pek çok konu hala tartışılıyorken hem de)

3- Farz edelim öğretmen olarak zekasını bir testle ölçtünüz, ölçemezsiniz ya diyelim ölçtünüz, çıkan zeka puanını neye dayanarak yorumlayıp zeki değil diyorsunuz? Sınıf ortalaması mı yoksa elinizde başka veriler mi var?

4- Zeka derken, pek çok zeka türünden bahsediliyor. Sizin kastettiğiniz zekayı tam olarak tanımlayabilir misiniz? Bu zeka türlerine bakışınızı da ayrıca merak ediyorum.

5- Yine tüm varsayımlarınızı doğru kabul edelim. Yani çocuğum gerçekten zeki değil. Peki tüm çocukların, özellikle de sınıfınızdakilerin, süper zeka olması gerektiği gibi bir düşünceniz mi vardı? Ya da hepsi aynı zeka seviyesinde olup paket halinde size mi teslim edilecekti?

6- Zeka konusunu bir kenara bırakalım. Çocuğumun çalışmadığına nasıl ikna oldunuz? Sizin için "çalışmak" ne anlama geliyor?

7- Acaba çocuğumun sizin tanımladığınız biçimde çalışabilmesi için ne yapması gerekiyordu ve siz bunun için onu yeterince teşvik ettiğinizi düşünüyor musunuz? Teşvik ettiyseniz neler yaptınız?

8- Eğer teşvik ettiyseniz ve çocuğumun hala yeterince "çalışmadığını" düşünüyorsanız ne gibi ek önlemler aldınız? Aldıysanız sonuçları neler oldu? Bu önlemleri ve sonuçlarını neden benimle paylaşmadınız?

9- Acaba sizin çocuğumla iletişiminizde bir sıkıntı/problem olabilir mi veya sınıf içinde/dışında yaptırdığınız çalışmaların çocuğum için uygunluğunu hiç değerlendirdiniz mi?


Bu tip sorular uzatılabilir tabi ama bence bu kadarı bile "zeki ama çalışmıyor" efsanesinin ardına sığınan bir öğretmeni afallatmaya yeter. Muhtemelen bu soruları sağlı sollu kroşe olarak yiyen bir öğretmen, öğretmenler odasında sizden "çok bilmiş veli" diye bahsedecektir ama olsun. Mevzu bahis çocuk olunca gerisi teferruattır.


Tabi burada şöyle bir ayrıntı da var: Bu soruları sorabilecek kadar yetkin bir veli zaten işini şansa bırakmıyor. Çocuğu ile ilgileniyor, mümkün olan en iyi eğitim imkanlarını seferber ediyor. Haliyle de çocuk zaten "zeki ama çalışmayanlar" kategorisine düşmüyor. Bu kategori altında etiketlenen çocuklara baktığımızda pek çoğu ilgisiz veya aile içinde sorunlar yaşayan anne babaların çocukları oluyor. Kırk yılda bir okula gelen ilgisiz veliyi de "Ya sizin çocuk aslında zeki ama çalışmıyor" diyerek okuldan göndermek de pek zor olmasa gerek. Emin olun o veli çocuğun çalışmamasına takılmıyor da çocuğunun zeki olarak tanımlanmasına takılıyor. Böylece öğretmen arkadaşım bir veliyi daha "üç evetle" okuldan uğurlamanın gönül rahatlığını yaşıyor.


Peki, bu öğretmen arkadaşım sorunu çözdü mü? Elbette ki hayır.


Sadece sorunu öteledi, erteledi, kendi başından bir süreliğine attı. Ve yine muhtemelen o zeki ama çalışmayan çocuktan şikayetlerini sürdürecek. O çocuğun tembelliğinden dem vuracak, ailenin ilgisizliğini anlatacak. E aile sana geldi, sen ne yaptın? Zeki ama çalışmıyor deyip gönderdin. Peki bunlardan bahsedecek misin? Tabii ki hayır.


Senaryolaştırmaya çalıştığım bu durum maalesef pek çok okulumuzda, pek çok öğretmen tarafından gerçeğe dönüştürülüyor. Yani ortada hep sorun olan bir çocuk, onunla ilgilenmeyen bir öğretmen/veli profili ve ardı arkası kesilmeyen bir şikayet döngüsü...


Sonuç olarak da zeki ama zekasını kullanmayan bir insan profili yaratılıyor. Ömrü boyu böyle etiketlenen çocuk bir süre sonra gerçekten tembel ve işe yaramaz olduğuna inanıyor.


Elbette tüm öğretmenler böyledir veya böyle yapıyorlar demiyorum ancak meslek hayatımda bu senaryonun defalarca gerçek olduğuna şahit oldum.


Haklı olarak soracaksınız peki ne yapmak lazım diye?


Bu da bir sonraki yazının konusu olsun.


...

Umarım bu yazı size bir "farkındalık" sağlamıştır. Eğer bu yazıdan başka insanların da istifade edebileceğini düşünüyorsanız lütfen sosyal medya hesaplarınızda paylaşınız. Kimin yüreğine dokunacağınızı bilemezsiniz.

Yüreğine dokunduğunuz bir "can" elbet gelir sizi bulur.

Kalın sağlıcakla.

112 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
Kahve ile Okuma