Yaptığım En Büyük Hata!...

#yaşam #kişiselgelişim #hayat #farkındalık #insan


Büyük değişimler hiçbir zaman aniden gerçekleşmez. Değişimin niteliğine göre belli bir oluşum süreci vardır. Bu süreçte değişimin yönünü belirleyecek ögeler bir araya gelir, belirli oranda bir etkileşim oluşturur ve değişimi yaratır.


Su molekülünün oluşması için iki hidrojen, bir oksijen atomunun polar kovalent bağlar kullanılarak belli bir açıda dizilmesi gerekir. Siz, üç hidrojenden su yapamazsınız.

Sosyal hayatta da böyledir. Bir kuruma müdür olmak istiyorsanız belirli aşamalardan geçersiniz. (Normal şartlar altında tabi) İyi bir insan olarak anılmak istiyorsanız önce insanların güvenini kazanırsınız.


Gençliğimde yaptığım en büyük hata işte buydu...

Bir oluşum, bir süreç fikrinden ziyade anlık şeylere odaklanırdım. Anı görürdüm, anlık başarı/başarısızlıklara sevinirdim/üzülürdüm. Belki de gençliğin esrikliği vardı başımızda?!


Oysa hayat bir "akıştı." Hayat, siz bir şeylerle meşgul olurken akıp gidiyordu ve ne çok sevinmeye, ne de çok üzülmeye vakit vardı. Bugün sevindiğin şeyin kısa sürede buhar olması, üzüldüklerinin ise belki ileride "oh, iyi ki zamanında öyle olmuş, o zaman üzülmüştüm ama aslında benim için hayırlısı buymuş" dememize neden olması yüzünden şu karara vardım: Esas olarak iyi/kötü diye bir şey yoktu. Bazı olayları iyi, bazılarını kötü diye yorumlayan bizzat bizdik ve duygular yönetilebilirdi. Doğru bir duygu yönetimi tüm hayatımızı da pozitif etkiliyordu.


İşte bir karar anına geldik. Bu akışın içinde ben aşırı duygular içinde bir uçtan bir uca mı savrulacaktım, yoksa duygularımı doğru yer ve zamanda işe koşarak yaptığım işlerin verimini mi arttıracaktım? Kuşkusuz ikincisi.


Bu yüzden sizden bir şey rica edeceğim...

Hayatınızı gözden geçirin. Akış halinde mi yaşıyorsunuz, yoksa anlık duyguların esareti altında hayatınızı parçalara bölerek ve her bir parça üzerinde gereğinden fazla zaman ve enerji harcayarak mı?


Bunu yaptığınızda hem anın farkına varmış hem de hayatınızın bütününü daha net anlamlandırmış olacaksınız. O anda yaşamın nasıl coşkun bir ırmak olduğunu, duyguları yönetmenin duygusal zekayı ve onunla ilintili olarak bilişsel zekayı da olumlu etkilediğini göreceksiniz. Yarım kalan işleri bitirecek, yarım iş bırakmayacaksınız çünkü artık hayatınızın direksiyonunda siz varsınız.


Anın çekiciliğine kapılıp gitmek yerine, "bu anda ne oluyor?" sorusunu sorarak, "peki bu olan bitenler beni nasıl etkiliyor?" ile yaşadıklarınızın bir analizini yapabileceksiniz. Bu durumda da gereksiz işlere ve sizi yolunuzdan çeldirecek tüm engellere direnebilecek, onları elinizin tersiyle itebileceksiniz.


Peki bunun faydası ne olacak?

Yaşamaya, ama gerçekten yaşamaya çok daha fazla vaktiniz kalacak. Daha ne olsun?


Ben kendi yaşamımda özellikle son 6-7 yıldır bu farkındalık sürecinin içinde olmaya gayret ediyor, kendimi bu alanda geliştirmeye çalışıyorum. Başarılı olduğumun farkındayım. Eksiklerimin olduğunun da farkındayım. Hatta ve hatta ikisini tam olarak ayırabilecek farkındalığa da sahibim. Ancak bu yolun ömür boyu sürecek bir yol olduğunu da biliyorum.


Haydi, durmayın ve siz de kendi hayatınızın direksiyonuna geçin. Duygularınızı doğru yönetin ve öz-farkındalığınızı geliştirin. İlerleyen yazılarda bunlarla ilgili basit tekniklerimi de paylaşmayı düşünüyorum. (Mesela bir PUKÖ döngüsü olayı var ki paylaşmazsam olmaz)


Son olarak... Bu içeriği beğendiyseniz siteye abone olarak bana destek verebilirsiniz. Ayrıca YouTube kanalımda da bu yazının konusu ve benzerleri ile ilgili kayıtlar paylaşacağım. Kanalımı da takip ederek beni motive edebilirsiniz.


Teşekkür ediyorum..


303 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

© 2015 by Erdem Oklay.

All rights reserved

Copyrights

Misafir

Takip Et

  • Siyah Heyecan Simge
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Siyah Instagram Simge