İşlerin Altından Kalkmamı Sağlayan Taktiklerim

#iş #yaşam #verimlilik #zaman #yönetim #kişiselgelişim #kurumsalgelişim


Bir sorumluluğu yerine getirmeden önce şunları düşünürüm:


1- Bu sorumluluk tam olarak neyi ifade ediyor, hedefi, kapsamı, sınırları ve amacı ne? Nasıl bir sonuç bekleniyor?

2- Bu sorumluluğu bana kim yüklüyor? Dışarıdan biri mi yoksa kendim mi?

3- Bu sorumluluğun aciliyet ve önemi nedir? Devredebileceğim bir şey mi yoksa kendim mi yapmalıyım? Hangi kaynaklar bana lazım olacak?

4- Ters giden durumlarda nasıl bir strateji izleyeceğim? Durumu tersine nasıl çevireceğim?

5- Sorumluluğu başarıyla yerine getirdiğimin işareti nedir? Hedefe vardığımı nasıl anlayabilirim?


Sorular çoğaltılabilir elbet. Önemli olan her işe, sorumluluğa bir planlama ve süreci düşünerek başlamak. Sonuçları tahminen de olsa kestirebilmek ve ona göre tedbir almak.


Tepkisel hareket eden insanlarda ise genelde bu planlama süreci işlemez. Onlar duygusal bir dışavurumla ani hareket eder ve "kervan yolda düzülür" mantığı güderler. Oysa çoğu zaman daha yolun yarısına gelmeden tüm kervanı kaybederler.


Peki, ne yapmalı?

HER İŞE GİRME

Bir iş/sorumluluk yükleneceğin zaman bunun sana ve çevrene getirisini-götürüsünü ciddi ciddi hesap et. Bazı işler çok çekici gelebilir ama özünde pek fayda sağlamaz. Attığın taşın ürküttüğün kurbağaya değmesi gerekir. O çekici işi bırakıp daha faydalı bir iş yapabiliyorsan ona yönel. Yani maksimum yarar ilkesine göre hareket et. Kendine ve çevrene maksimum fayda sağlayabileceğin işlere gir.


BÖL-PARÇALA-YÖNET

Sık yaptığımız bir hata işi/sorumluluğu bir bütün olarak düşünmek ve gözümüzde olduğundan büyük hale getirmektir. İşi altından rahat kalkabileceğimiz ölçülü, küçük parçalara bölmek, her parçayı elden çıkarmak için standardize çözüm yolu geliştirmek ve bunu gayretle yapmak gözümüzde büyüyen işi kolayca bitirmemizi sağlar. Üzerimizden büyük bir stresi alır. Gerçekte bir işin büyüklüğünü çoğu zaman abartırız. Bunda çevremizin de etkisi olur. Öyle sözler işlenir ki zihnimize, gerçekten insanüstü bir işe giriştiğimizi düşünür, karamsarlığa kapılırız. Sanki o iş hiç bitmeyecek gibi gelir (Örn: tez yazmak) Oysa işin gerçek boyutu tüm o hayallerimizden çok daha küçük olabilir. O yüzden oturup işi ciddi şekilde analiz eder ve küçük parçalara bölerim.


DEADLINE OLUŞTUR

Uygun bir zaman planı yapmamak da işe yönelik motivasyonumuzu düşürür. Deadline yaklaştıkça işi yapmak, dahası, işin başına oturmak büyük bir zulüm halini alır. Örneğin okul projeleri için önümde üç ay varsa ben bu üç ayı hafta hafta planlar ve işi zamanından önce bitiririm. Ancak aynı sorumluluğu alan başkaları son bir ay içinde aceleye getirir. Bana dönüp "Sen ne zaman başladın da bitirdim diyorsun" şeklinde şaşkınlıklarına defalarca şahit olmuşumdur.


ÖNCE ÖNEMLİ İŞLER

İşin büyük, önemli parçalarını önce aradan çıkarın. Küçük detayları sonraya bırakın veya yapabiliyorsanız başkasına devredin. Ufak tefek teknik işleri başkalarına "yıkın" :) Mesela fotokopi çekimleri, getir-götürler vs. İşin baş sorumlusu olarak stratejik noktalarda devreye girin. Eğer zaten tek başıma yaptığım bir işse de teknik detayları mümkün mertebe en aza indirir, kaçamayacaklarım içinse ölü zamanları seçerim. Örneğin bir araştırmam için bir kitaba ihtiyacım olmuştu ve bu kitap sadece üniversitenin kütüphanesinde bulunuyordu. 100 sayfadan fazla da fotokopi çekmem gerekiyordu. Bu işi iki ders arasındaki üç saatlik zaman aralığına sıkıştırmayı başarmıştım. Ama bunu o zaman yapmasaydım özel bir vakit ayırıp üniversiteye gitmem gerekecekti.


Görüldüğü gibi sağlıklı bir planlama süreci ve birkaç ufak taktikle altından kalkılmayacak iş yoktur.


Sağlıkla kalın.

126 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Doğan Hoca

© 2015 by Erdem Oklay.

All rights reserved

Misafir

Takip Et

  • Siyah Heyecan Simge
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Siyah Instagram Simge