Genç Akademisyene Notlar: Nereden Başlamalıyım?


Akademi kazanına giren her genç akademisyenin kendisine sorduğu soruların başında şu gelir: Peki ben şimdi ne yapacağım? Öyle ya, yoğun çalışma temposu, disiplin ve düzen isteyen, ayrıca mental olarak da güçlü olmanızı gerektiren bir "yaşam biçimidir" akademisyenlik...


Bu zorlu yolculukta yukarıda saydığım nitelikler bir yana dursun, üstüne üstlük sonsuza uzanan bir bilgi okyanusunun önünde durup çaresizce okyanusun seyrine dalarız. Yola çıkmamız gerektiği açıktır. Bir hedefe varmak için canla başla çırpınır, yol almak için çaba sarf ederiz. Kan, ter ve gözyaşı birikir çoğu zaman heybemizde.. Daha vahim olansa bu belirsiz yolculuğa çıkan pek az kimse bir pusulaya ve haritaya sahiptir. Büyük çoğunluğumuz ne yapacağını bilemez halde ortalarda dolanır durur...


Bana en sık sorulan soruların başında da zaten bu yolculuğu nasıl yapmamız, nereden başlamamız gerektiği gibi sorular geliyor. O halde önerilerimi yazayım:


1- Heyecanlı bir Yl, veya dr öğrencisiyseniz hemen baştan şunu söyleyeyim: O heyecanı doğru yönetemezseniz hayalkırıklığınız da heyecanınız kadar büyük olur. O halde kitaplara, makalelere, projelere atlamadan evvel bir soluk alıp kişisel yönetim ve organizasyonunuz üzerine kafa yorun. Ben kimim, nasıl öğreniyorum, nelerden hoşlanıyorum/hoşlanmıyorum, güçlü ve zayıf yanlarım neler, nelere ilgi duyuyorum, nelere önem veriyorum vb. soruları sorarak önce kendinizi tanımaya çalışın.


2- Çok çalışmak değil derinlemesine çalışmak önemlidir. Bunun için de çalışmalarınızda bir sistem izlemelisiniz. Neyi çalışacağımdan ziyade nasıl çalışacağım sorusuna cevap vermek çok daha önemlidir.


3- Çalışma sisteminizi belirlediyseniz alanınızın temel/anahtar kavramlarını inceleyerek başlayın. Mesela ben eğitim yönetimi üzerine ihtisas yaptığım için en başta eğitim, insan, okul, yönetim gibi kavramlardan başladım. Bu kavramlar arasındaki ilişkileri görmek ve kalıcı hale getirmek için şu tekniği kullanabilirsiniz.


4- Temel kavramları çeşitli dokümanlar (makale, tez, kitap, köşe yazısı vb.) üzerinden okudukça kafanızda bu kavramlara ve doğal olarak alanınıza ilişkin kavramsal bir örüntü oluşacak. Bunu akış diyagramı ile görselleştirdiğinizde, yeni okumalardan elde ettiğiniz bilgileri bu diyagrama eklemleyerek bir bilgi kümesi yaratacaksınız. İşte bu küme sizin temel literatürünüz olacak.


5- Ancak temel oturduktan sonradır ki güncel çalışmalara göz atmaya sıra gelecek. Yoksa güncelden başlayayım dersen orda geçen kavramlar hakkında ön bilgin olmadığı için boşuna zaman kaybetmiş olursun. Mesela sosyoloji okumaya gidip Bourdieu'dan, Foucault'dan başlarsan bu adamlar seni yer bitirir; ilk raundda nakavt olursun. :)) Önce alan uzmanlarına danışarak güzel bir/birkaç temel sosyoloji kitabı ve sözlüğü al. Bunu hatim et, sonra istersen Bourdieu da okursun Marx da...


6- Mutlaka akademik bir çalışma günlüğü tutun. Kafanızdan geçenleri, merak ettiklerinizi, sorularınızı, eklemelerinizi vs. tutabileceğiniz bir doküman yaratın. Bu doküman (ben akıl defteri diyorum) sizi besleyerek ileri çalışmalarınız için ışık tutacaktır. Şu programı mutlaka tüm cihazlarınıza kurun ve senkronize çalıştırın.


7- Güncel makaleleri, dergileri, kitapları, alanınızın hocalarını takip edin. Bir gözünüz geçmişte, bir gözünüz gelecekte olsun. Zihninizde hem geçmişi hem geleceği bütünleştirin. Böylece geçmişten kopmadan günceli de yakalayın ki geleceğe dair kafanızda fikirler oluşsun.


8- Hayat hep çalışarak geçmez. Kendinize göre hobiler edinin, sosyal çevrenizi geliştirin, alanınızın pratiğini mutlaka ama mutlaka yapın. Yani sahada olun. Okuduğunuz, araştırdığınız, öğrendiğiniz ve öğrettiğiniz şeylerin pratiğini yapmazsanız bir yanınız hep kör, topal kalır.


9- Tüm okuma, araştırma ve incelemelerinizi yazınsal bir ürüne dönüştürmeye çalışın. Ben bazı konuları blog olarak yazıyorum, bazılarını bilimsel makale/kitap haline getiriyorum, bazıları ise ancak bir twit olabiliyor ama yine de yazılı hale gelmiş oluyor. Okuma ve yazma döngüsünü mutlaka aktif olarak işletmelisiniz.


10- Sosyal çevre demişken, emin olun Twitterda tanımadığınız 1000 tane arkadaşınız olacağına gözünüz kapalı güvenebileceğiniz 10 tane sağlam dostunuz olsun size yeter. Kendinize böyle küçük bir grup/ekip oluşturun. Birbirinizle fikir alışverişi yapın, ortak yayınlar çıkartın ve güzel anılar biriktirin. Pişman olmazsınız.


Son olarak şunu söyleyeyim: Akademi yolu çetrefildir, engebelidir ve sürprizlerle doludur. İşin garip tarafı bu yolculuk herkesin kendisine özgüdür. O yüzden kimseyle ... yarışına girmeyin. Makamlar, mevkiler, unvanlar hep gelip geçici. Bu yola baş koyduysanız hakkını vermeye ve bir entelektüel olmaya çalışın. Yoksa falanca yerde prof olmuşsun ne yazar, hayırla yad edilmedikten sonra... Aceleci davranmayın, her olaya balıklama atlamayın. Ölçün, tartın, biçin ve etraflıca düşünün.. Bakan değil gören; yüzeysel değil derinlemesine araştıran bir göz olun. Etik ilke ve duruşunuz olsun. Saygınlık uyandırın.


Kendi pusulanız ve haritanız olun!


Özetle söyleyeceklerim bunlar. Sorularınız ve görüşleriniz için her zaman iletişime geçebilirsiniz. İyi çalışmalar ve kolaylıklar diliyorum...

1,238 görüntüleme