Gelecek Öngörülerim



Gelecek nasıl olacak diyenler için geçmişten bugüne hızlı bir projeksiyon tutalım...


18 ve 19. yüzyıldan itibaren sanayi devrimi ile birlikte fabrikalar çoğaldı, makineleşme arttı. İş gücü ihtiyacı yeni bir form kazandı. Kol ve kas gücüyle çalışan işçi sınıfı doğdu. Okullar da iş yaşamının gerektirdiği, fabrikasyon sistemlerinin ihtiyaç duyduğu işçilerin yetiştirilmesi görevini üstlendi ve ona göre dizayn edildi. Hani şu Prusya modeli dediğimiz işçilerin masabaşı üretim süreçlerine benzer şekilde sıraları dizdiğimiz model. Ustabaşı yerine de öğretmeni koydunuz mu arada fark yok.


20. yüzyılın ortalarından itibarense bilgisayar ve bilişim devri başladı. Küreselleşme bilginin üretimi, yayılması ve değişmesinde çok önemli bir faktör oldu. Bilgi daha kolay ulaşılabilir kılındı. 21. yüzyılda bilginin artışı muazzam boyutlara çıktı. Bilgiyi kullanma, yani bilgiyle ne yaptığın önemli olmaya başladı. "Bilgi artık her yerde" diye bir motto var ya, kısmen doğru kısmen yanlış. Bilginin her yerde olması onun herkes tarafından eşit ulaşıma ve kullanıma açık olduğu anlamına gelmiyor. Size istediğiniz kadar tuval, fırça ve boya versem Picasso olabilir misiniz? Doğrusu, bilgiyle ne yaptığın önem kazanmaya başladı. Hangi soruna çözüm üretebiliyorsun? Derdimiz artık bu. O yüzden bilgi her yerde deyip sanki herkes o bilgiyle harikalar yaratabilirmiş algısı yaratmamak lazım.


21. yüzyıl ayrıca dijitalleşme ve yapay zekayı da gündeme getirdi. Otomasyon sistemleri hızla gelişti. Akıllı telefonlar, akıllı evler, akıllı tahtalar, kısacası "akıllı" olan şeyler çoğalmaya başladı. Bir kavramın önüne akıllı kelimesini koyarak onun teknolojiyle entegre bir ürün olduğunun bilinmesi sağlandı. Bu arada iş, meslek, çalışma gibi kavramlar dönüşüme uğradı. İnsanlar artık evden çalışır hale geldi. Hangi işi yapıyor olursanız olun teknoloji okuryazarı olmak zorundasınız. Yani teknolojiyi etkin kullanmalı ve gelişmeleri takip edip doğru değerlendirebilmelisiniz.


Bu gelişmelere istinaden şunu söyleyebiliriz: İnsanlar bu yüzyılda uzmanlık gerektirmeyen teknik işlerden çekilip, yapay zeka ve otomasyonun insanın yerini karşılayamayacağı sosyal ve duygusal alanlarda daha aktif olacak. Bu da çalışma yaşamının büyük bir dönüşümü demek. Yapılan her işin formatı, niteliği ve gerektirdiği eğitim değişecek. Uzmanlık gerektirmeyen işler (şoför, garson, kasiyer vb.) hızla ya yok olacak ya da minimuma inecek. Örneğin Amazon'un depoları tamamen robotlarla yönetiliyor. Bu meslekler tercih edilebilir olmaktan uzaklaşacak, eğitim seviyesi düşük insanlar bu işlerle uğraşacak. Onların işleri öğrenebilmesi için işbaşı eğitim kursları artabilir.


İnsanlar gittikçe profesyonel işlere yönelecek. Yerlerini robotların, makinelerin dolduramayacağı veya insan kadar etkili olamayacağı işlere... Bunun için de eğitim bu yüzyılda önemli bir iş sektörü olarak yeniden planlanacak. Eğitim-sanayi-iş dünyası bütünleşmesi artacak hatta sınırlar belirsizleşmeye başlayacak. Örneğin; şirketlerin kendi bünyelerinde kendi okulları olacak, elemanlarını direkt bu okuldan yetiştirecekler. Yani şimdiki zamanda olduğu gibi devletin okuluna gideyim, mezun olayım sonra da sektörü araştırır kendime iş ararım olayı yavaş yavaş sona erecek. Nitelikli işgücü daha kolay iş bulacak ve sık iş değiştirecek. Niteliksiz kalanlar ise tüketiciliğe özendirilmeye devam edecek. Çünkü bunca bilgi, teknoloji, ürün ve hizmetin birilerine satılması gerekiyor :)


Devletler kamu görevlerinin çoğunu özel firmalara ve onlar da geliştirdikleri otomasyon sistemlerine devredecek. Bilhassa kağıt kürek işi yapan memurların ömrü uzun olmayacak diye düşünüyorum. Dolayısıyla kamu görevlisi sayısı kademeli olarak azaltılacak. Zaten gelişen teknoloji ve otomasyon sistemleri pek çok işi bir memurdan daha hızlı ve güvenilir yapabiliyor. Günümüzde bile birçok evrakı e-devlet üzerinden alabiliyoruz, öyleyse devlet dairelerinde bunları düzenleyen bunca memura ne gerek var, değil mi?


Bu dünyada eğitim hayatımızı buna göre yönlendirmeli ve becerilerimizi geliştirmeye odaklanmalıyız. Diploma avcılığı döneminin sonuna gelindi. Ne yapabildiğin, hangi soruna çözüm bulabildiğin önemli. Bilmem kaç okul bitirdim, bilmem kaç sertifikam var olayını da bir zahmet geçiniz. Sahadan yetişen insanların kağıt biriktirenlerden kat be kat iyi iş yaptığı ve pratik düşünebildiği görülüyor. Gelecekte pratiklik daha önemli bir beceri olacak. Pratik düşünen hızlı olduğu ve zaman kazandırdığı için tercih edilecek.


O yüzden sürekli öğrenen olmak zorundasın. Olamazsan iş yaşamından silineceksin. Teknoloji ile haşır neşir olmak zorundasın. Olmazsan silineceksin. Bilimsel okuryazar olmalı, yani bilimsel verileri analiz edip kullanabilmelisin. En az bir yabancı dili çok iyi bilmeli, bu dildeki kitapları okuyabilmelisin. Pratik becerilerinizi geliştirmeye bakın. Bir soruna nasıl daha hızlı ve etkili çözüm üretebilirim bunu düşünün.


Tavsiyem; felsefe, sanat, teknoloji gibi alanlarda bol okuma yapın. Fütüristleri dinleyin, takip edin. Kendinizi en az bir alanda yetkinleştirmeye çalışın. O işin yapılması lazım olduğunda akla gelen ilk insanlardan olmaya bakın.


Eğitim sistemleri de yeni dünyaya adapte edilecek. Okullar birer iş ve yaşam merkezi olacak. Katı kuralların dayatıldığı disipline edici yapılar olmaktan ziyade esnek yapılanma ile yönetilen, proje ve çalışma gruplarına odaklı bir eğitim bizi bekliyor. Uzaktan eğitim de bu dünyada önemli bir aktör olacak.


21. yüzyıl, doğru değerlendirenler için altın bir fırsatlar çağı... Diğerlerini ise kaos, karmaşa ve belirsizlikler bekliyor.

117 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

© 2015 by Erdem Oklay.

All rights reserved

Copyrights

Misafir

Takip Et

  • Siyah Heyecan Simge
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Siyah Instagram Simge