Bilimsel Makale Yazma Stratejileri (Literatür)



Geçen yazımda akademik okuma üzerine deneyimlerimi paylaşmıştım. Bu yazı oldukça güzel reaksiyon aldı. Öncelikle bunun için destekçimiz olan herkese teşekkürü bir borç bilirim. Doğrusu akademi dünyasına yönelik böyle bir seriye olan ihtiyacın farkındaydım ama beklentimin üstünde bir taleple ve güzel dönütlerle karşılaşmak beni çok mutlu etti. Tekrardan teşekkürler.


Özelden de yazanlar oldu. Madem akademik okumadan bahsettiniz hocam, öyleyse akademik yazım ya da bilimsel makale yazımı hakkında ne söyleyebilirsiniz diye.. Haklı bir istek tabi ki. Akademik okumayı bir şekilde halleden her araştırmacı iş makale yazımına geldiğinde bir süre bocalıyor. Çünkü bilimsel bir metnin kaleme alınması da en az okuma becerisi kadar titizlik ve incelik barındırıyor. Yalnız burada bir parantez açarak; bu yazıda geçen bilimsel metin, bilimsel yazım gibi terimlerle "bilimsel makale yazımını" kastettiğimi söylemek istiyorum. Zira kitap, kitap bölümü, tez, rapor vs. da bilimsel birer yayın olmasına karşılık makale yazımına göre farklılaşan noktaları var. Bu yüzden yazımızı şimdilik makale ile sınırlı tutalım. Hatta ve hatta bilimsel bir makalenin sadece literatür kısmı ile de sınırlandıralım ki bu kısmı yazmayı başaran yöntem, bulgular, tartışma ve sonuç kısımlarında zaten pek sıkıntı yaşamıyor. (İnşallah o bölümleri başka yazılarda ele almayı planlıyorum)


Öyleyse başlayalım...


1- Aynen okuma stratejilerinde olduğu gibi bilimsel yazımı geliştirmek için de bazı önerilerim olacak. Birincisi bilimsel yazımın geliştirilmesi için bol bol yazacaksınız. Bol yazmak için de bol okuyacaksınız. Şu noktayı asla ama asla akıldan çıkarmayın: Okumadan yazmak veya yazmadan okumak sizi kısır döngüye sokar. Mutlaka akademik okuma ve yazmayı birbirini besler şekilde geliştirmelisiniz. Zaten akademik okumadaki çapraz okuma ve kavram şemalarını oluşturmaya başladıysanız yazmak için yanıp tutuşacaksınız, bundan kaçış yok. O yüzden ilk tavsiyem bu: Bol çapraz okuma yapın. Elinize geçen her kaynağı okuyun. Alanınızın temellerinden başlayıp, okuma çevrenizi genişletin. Bu aşamada genel okumalarla sahayı tanımaya çalışın. Yani alanımda hangi konu başlıkları çalışılıyor, hangi kavramlar arasında nasıl ilişkiler kurulmuş, neler yapılmış, neler yapılmamış...


2- İlk defa bilimsel makale yazacağım, ne yapmalıyım? sorusu adeta her genç akademisyenin başucu sorusudur. Bu soruyu ben de başkalarına defalarca sordum, bana da defalarca soruldu. İlk maddede dediğim gibi zaten bir çapraz okuma programınız varsa, testiyi yavaş yavaş dolduruyorsunuz demektir. Okumalarınız derinleştikçe ilgi duyduğunuz konular da yavaş yavaş şekillenmeye başlayacak. Bu konuları Word'de "Araştırma Konuları" adında bir belge açarak hemen not alın. Örneğin eğitim bilimleri için örgütsel bağlılık konusu ilginizi çekiyor, buradan başlayabilirsiniz. Yazmakta uzmanlaştıkça ilgi duyduğunuz alanlar değişebilir. Buna takılmayın. Pek çok akademisyenin CV'lerine bakın. İlk makaleleri ile son makaleleri tamamen farklı konulardır. O halde ikinci tavsiye: Dikkatinizi çeken, araştırmaya değer bulduğun, ilgilendiğin konuları not al ve sonra bir konu seç. Bu aşamada uzmanlara mutlaka danışın. Not ettiğiniz konu başlıklarıyla ilgili onların fikirlerini alın. Seçtiğiniz konunun veya konuya ait boyutun defalarca yazılmış olmamasına dikkat edin. Aynı şeyleri sürekli yazmanın bir manası yok ve konu başlığınızı net bir çerçeveye oturtmaya çalışın.


3- Asıl makalenize geçmeden önce seçtiğiniz konuya yönelik derin bir araştırmaya girişin. Önceden yayınlanmış kaynakları mümkün mertebe derlemeye çalışın. 1. aşamada alanı tanımaya yönelik tarama okumaları yapmıştık. Bu aşamada ise seçtiğimiz konuya yönelik derinlemesine okuma yapıyor olacağız. Buna da seçici okuma diyoruz çünkü artık genelden özel bir konuya indik. Bilgisayarınızda o konunun başlığını içeren bir dosya oluşturun: "Örgütsel Bağlılık Çalışmam" gibi. Derlediğiniz ne kadar kitap, makale veya kaynak olarak kullanabileceğiniz doküman varsa hepsini sırayla okuyun. Notlar çıkarın, notlarınız için ayrı bir Word dosyası oluşturabilirsiniz. Farklı zamanlarda oluşturulmuş notları birbirine bağlayabilir, böylece bir akış yakalamış olursunuz. En güzeli; her çalışmanız için ayrı bir kavram şeması oluşturmaktır ki böylece o çalışmaya özgü bir kavram ağına sahip olursunuz. Bunun kıymetini literatürü kaleme almaya başladığınızda daha iyi anlayacaksınız. Üçüncü tavsiye: Seçtiğin konu ile ilgili derin okuma çalışmasına giriş. Notlar al, kavram şemaları oluştur. Bu aşamada sahayı tanıyoruz zaten ama özellikle sahanın belli bir bölümünü merak ediyoruz, çünkü o bölüm hakkında literatür/makale yazmayı düşünüyoruz.


4- Derinlemesine okumalarda öyle bir nokta vardır ki tamam artık yazmaya başlayayım dersin. Bu nokta testinin dolduğu noktadır. Öyleyse hemen yazmaya başlayın çünkü bu nokta tak deyip dayandığında ertelerseniz bir daha aynı motivasyonu yakalayamayabilirsiniz. Tecrübe ile sabittir: Er-te-le-me-yin! Örneğimizden devam edelim. Örgütsel bağlılık dosyamı açtım. İçinde biriktirdiğim kaynakları oluşturduğum ayrı bir "kaynaklar" klasörüne attım (Ben kaynaklarımı ayrıca A-B-C olarak sınıflandırıyorum. İşime en çok yarayacaklar A, en az yarayacaklar ise C gibi). Sonra dosyamın içinde "makale" adında bir Word belgesi oluşturdum. Bunun için Word'un kendi bilimsel makale şablonlarını kullanabilirsiniz. Kaldı ki makaleniz tamamlandığında zaten göndereceğiniz dergiye göre şablon değişecektir. Eğer makalenizi belirli bir dergi için yazıyorsanız da direkt dergi şablonunu indirip üzerine yazmaya başlayın ki biçimsel düzenlemelerle uğraşmayın. Bunların haricinde Latex gibi programlar aracılığıyla makale yazımlarının daha kolay yapılabildiği söyleniyor. Kullanmadığım için bir şey diyemem, tercih sizin. Dördüncü tavsiye: Okumalarınız kulak memesi kıvamına gelince içinizden bir dürtü yaz artık bunları diyecek. Bu sese kulak verin ve hemen makalenizi oluşturmaya başlayın. 3. aşamada bir kenara aldığınız o minik minik notları artık bilimsel dil ve yönteme uygun şekilde birleştirmeye başlıyorsunuz.


5- Yine de bu ilk yazdıklarınız hala asıl makale olmayacak. İlk adımda toprağı sürdünüz, topraktan numune aldınız ve bu toprakta ne yetişir diye baktınız. İkinci adımda ilk tohumları ektiniz ve bu tohumların gelişmesi için yapmanız gerekenleri öğrendiniz. Üçüncü adımda tohumu büyütmek için suladınız, gübre ektiniz vs. Dördüncü adımda minik bir filize sahipsiniz ama hala ürün olmasına çok zaman var. 4. adımda yazımına başladığınız literatür kısmını yeni okumalarla zenginleştirmelisiniz. Yani aslında adım 3'e dönüyoruz. Bu sefer bir yandan literatür taslağını yazarken öbür yandan yeni kaynaklarla metni olgunlaştırıyoruz. Veritabanlarını sonuna dek sömürün derim. Ve ayrıca çalışma alanınızla ilgili Google Uyarılarını da açmanızı öneriyorum. Yeni yayınlarda sizi eposta ile uyararak güncel yayınları takibinizi kolaylaştırıyor. Beşinci tavsiye: Yeni bir literatür tarama ile taslak metni yazarken diğer taraftan kaynakçanızın güncelliğini sağlayın. Yani bir yazma-okuma-tekrar yazma döngüsüne girin. İlk topladığınız kaynakların üzerinden (Adım 1 ve 3) nerden baksanız birkaç ay geçmiş olmalıdır, dolayısıyla kaynaklarınızı mutlaka güncellemeli ve bunları literatür taslağına yedirmelisiniz.


6- Literatür kısmı zenginleştikçe çalışma konunuzun çerçevesini daha net çizecek, eksikleri daha açık görecek ve yazım stiliniz gelişecektir. Yazmaya alışkın olmayanlar bile bu aşamada oldukça ilerleme kaydediyor çünkü bol bilimsel kaynak okuma sizin üslubunuzu ve yazım tarzınızı biçimlendiriyor. Üzerinizdeki hamlığı atıyor; bilimsel dile hakimiyet geliştiriyorsunuz. İlk yazdığım yüksek lisans ödevlerine bakıyorum da hikaye anlatır gibi yazmışım. Zira okumalarım yetersizdi ve doğal olarak bilimsel yazım stilim ve üslubum gelişmemişti. O ödevleri kimsenin bulamayacağı yerlere gizledim tabi ki :) Şaka bir yana, altıncı tavsiyem: Ben yazamam, edemem, yetersizim falan demeyin. İnatla ve azimle okuma-yazma döngüsünü devam ettirin. Ne kadar çok okursanız bilimsel yazı diline hakimiyetiniz de o kadar artacaktır. Ayrıca literatüre tamamdır dediğiniz noktada lütfen güvendiğiniz, deneyimli araştırmacılara yazdıklarınızı okutarak fikirlerini alın, eleştirilerini dinleyin. İkinci hatta üçüncü bir göz bilimsel araştırmalarda her zaman faydalıdır.


Bir ekleme: Literatürün okuma, yazma ve olgunlaştırılma süreci ortalama bir araştırmacı için 3-4 ay kadar sürebilir. Ancak bu literatür okumanın burada biteceği anlamına gelmiyor. Makaleniz yayınlanana kadar yani sürecin tamamında okumayı kesmeyin. Ayrıca çalıştığınız konuya göre eğer bir ölçek veya deneysel bir tasarım uygulamanız gerekiyorsa bu 3-4 aylık zaman diliminde bunun da planlamasına/uygulamasına başlayabilirsiniz.


Gelelim literatür yazım sürecinde sık yapılan hatalara:


Dikkat ettiyseniz yukarıda ben bir sistemden bahsettim: Genel okuma > Seçici okuma ve derinleşme > Literatür taslağı/kurgusu oluşturma ve ilk yazım > Yeni okumalar > Literatür olgunlaştırma ve son haline getirme > Dönüt ve düzeltmeler


Bu sistematiği izlemez veya belirli noktaları es geçerseniz çalışmanızın komple çöpe gitme ihtimali yüksektir. Mesela;


1- Genel okuma yapmadan konu seçmek: Deneyimsiz araştırmacılar sık yapar. Yolda yürürken aklına bir konu gelir. 2-3 kaynak toparlayıp yazmaya çalışır. Belki de zilyon kere yazılmış bir konu üzerinde mesai harcar. Sonra dergiye gönderir. Temiz bir red yer ve bütün motivasyonu kırılır. Halbuki baştan genel okuma yapsaydın sen zaten o konunun veya o konuya ait çalıştığın boyutun defalarca incelendiğini de görür; ya konu değiştirir ya da farklı bir boyut katardın.


2- Seçici okuma yapmadan literatür yazmak: Bunlar da baştan genel okuma yapar, güzel de bir konu bulur ama seçici-derinlemesine okuma yapmadığı için o güzelim konuyu yüzeysel bir araştırmanın malzemesi yapar. Danışmanların/uzmanların uyarısıyla konuyu derinleştirmek elindedir. Bu yüzden konuyu heba etmeden lütfen uzmanları dinleyin. Seçici okumayı ihmal edenler çalıştıkları konu hakkında bilgi sahibidir ama çapraz okuma yapmadığı için ayaklı ansiklopedi gibi bilgi depolarlar; bağlantıları, ilişkilendirmeleri zayıftır. Yine de özellikle yüksek lisans öğrencileri için konunun önceden çok çalışılmış olması veya yüzeysel işlenmesi bir nebze olsun kabul edilebilirdir. Yani bir YL öğrencisinden oturup Das Kapital'i yazmasını kimse beklemiyor. Hatta eğer ilk makaleniz olacaksa size tavsiyem çalışması kolay, literatürü bol bir konu seçmeniz bilimsel dil ve yazıma hakimiyet geliştirme noktasında faydalı bile olabilir. Fakat doktora ve sonrası için mutlaka alana katkı verecek, felsefi ve entelektüel yönü güçlü çalışmalar yapmak zorundasınız.


3- Vakit nakittirciler: Bu arkadaşlar da ordan burdan devşirdikleri cümleleri temiz bir kopyala-yapıştır operasyonuyla makale haline getirir (zaten intihal oranları tavan yapar). Onlar için taslak diye bir şey yoktur. Literatürü hızlıca geçmek isterler çünkü zaman kaybıdır. Oysa bilmezler ki literatür çalışmanın belkemiğidir. Literatür sizin çalışmanızın arkaplanına ne kadar hakim olduğunuzu gösteren yerdir.


4- Güncel olmayan literatür: Aylar önce yığınla kaynağı depolamış fakat hiç yeni kaynak var mı acaba diye dönüp sahaya tekrar bakmamış kişiler yapar bunu. Çalışma atıyorum 2020 yılında yapılmıştır ama en güncel kaynak 2015'tir, gibi. Yani vatandaş diyor ki: Son beş senedir bu konuyla ilgili yeni yayın yapılmamış. Yersen :)


5- Ben bilirimcilik: Bu arkadaşlar da her şeyi tastamam yaparlar, o konuda sıkıntıları yoktur ama çalışmalarını herkesten gizlerler. Eksikleri, hataları veya kaçırmış oldukları bir nokta olduğunu kabul etmezler veya etmek istemezler. Bu tutum genelde yüksek ego ve kibir sahibi araştırmacılarda görülür. Öyle ya onlar zaten o alanın uzmanıdır, başkasına ne gerek var?!


6- Ham meyveciler: Literatürü zenginleştirmeden, ham haliyle sunarlar bize. Sadece kaynakların güncelliği değil aynı zamanda dil ve anlatım, bilimsel terminoloji gibi konularda da sıkıntı yaşarlar. Adeta pişmemiş yemeği önümüze servis edip giderler. Biz de çiğ çiğ onu sindirmeye çalışırız. Tabi azıcık deneyimli araştırmacılar ham meyvecileri daha ilk cümlelerinden tanır ve makaleleri okunmadığı gibi araştırmacı olarak da akademik camiada iyi bir izlenim bırakmazlar.


7- Kafası karışıklar: Bilimsel araştırmanın bir süreç olduğu, bu sürecin de aşama aşama gerçekleştiğini bilmeyen veya bilip de uygulamayanlardır. Bunlar şunu yapar: Kafasına göre yöntem belirler, yönteme göre konu seçer. Veya bir ölçme aracı bulur dur bunu kullanayım diyerek makale yazmaya girişir. Amaç, alt amaç, hipotez geliştirme falan umrunda değildir çünkü onlar nasılsa bir şekilde uydurulur. Kısacası bilimsel araştırma yöntemlerini alt üst ederler.


Şu bağlantıdaki kaynağı kesinlikle edinmenizi öneriyorum.


Ve tabi bir de efsane kaynak.. Ona da buradan bakabilirsiniz.


Şu da fena değil. İngilizce okumak isteyenler yararlanabilir.


Son söz olarak şunu belirtmek istiyorum: Yukarıda aşama aşama verdiğim sistematik bilimsel bir araştırma yürüten her araştırmacı için az-çok aynı düzende devam eder. Ancak tabi ki burada bireysel farklılıkları göz ardı etmemek lazım. Misal; kaynakları dosyalama, depolama ve inceleme sistemi kişinin kendisine özgüdür. Ben kendi yöntemimi anlattım. Sizler farklı yöntemler deneyerek kendiniz için en uygun sistematiği zaman içinde oluşturabilirsiniz.


Soru, görüş ve önerileriniz ya da eksik/hatalı bulduğunuz yerleri lütfen bana bildiriniz. Bu site üzerinden bana 7/24 ulaşabilirsiniz. Tüm mesajlara cevap veriyorum.


Bol okumalı ve yazmalı günler dilerim. Sağlıkla kalın.


2,732 görüntüleme

#eğitim politikaları  #eğitim sosyolojisi  #eleştirel pedagoji  #örgütsel yapı ve davranış

Erdem Oklay, © 2015. Tüm hakları saklıdır. Site içerisinde yer alan sayfalarda aksi belirtilmediği sürece, site içindeki hiçbir doküman, sayfa, grafik, tasarım unsuru ve diğer unsurlar izin alınmaksızın kopyalanamaz, başka yere taşınamaz, alıntı yapılamaz, internet üzerinde veya her ne şekilde olursa olsun yayınlanamaz ve kullanılamaz. Site Yöneticisinin önceden verilmiş açık muvafakati olmaksızın başka siteler ya da medyalara kopyalanamaz. Siteyi ziyaret edenler bu kuralları ve kuralların ihlalinden doğabilecek hukuki yaptırımları kabul etmiş sayılırlar. 

  • LinkedIn - Beyaz Çember
  • Heyecan - Beyaz Çember