Bilimsel Bir Makale Nasıl Okunmalıdır?



Bilimsel makaleler tartışmasız bilimsel araştırma yapan araştırmacıların ilk olarak başvurdukları kaynaklardır. Nitekim dünya geneli bazı verilere baktığımızda yoğun bir bilimsel makale üretimi ile karşılaşmaktayız. Bunca makale arasında işimize yarayanları seçmek, okumak ve tasniflemek ise haliyle hem bir beceri hem de bir gereksinim olmaktadır. Ayrıca bunun insana getirdiği bilişsel yük kimi zaman can sıkıcı olabilmektedir.


Gördüğüm kadarıyla bu ve benzeri akademik becerileri geliştirmek Türk akademi dünyasında öğrencilerin bireysel isteklerine bırakılmış durumdadır. Akademik okuma ve yazma becerileri üzerinde yeterince durulmamakta, bu becerileri öğrencinin kendisinin geliştirmesi beklenmektedir. Bir dereceye kadar bunun makul bir talep olduğu anlaşılabilir. Yine de akademi dünyasında konuya daha fazla eğilmek gerektiğini düşünenlerdenim.


Madem ki bilimsel makaleler çalışmalarımızda bu denli büyük önem arz ediyor, öyleyse onlardan maksimum şekilde yararlanmalıyız. Bunun nasılı üzerine yorum yapmadan şu iki fikri düşünmenizi istiyorum:

  1. Etki faktörü yüksek dergide yayınlanan makaleler daha kaliteli makalelerdir.

  2. Fazla sayıda atıf alan makaleler daha kaliteli makalelerdir.

Siz bu hipotezler üzerinde düşünürken ben konuya geçeyim. Hipotezlerin doğruluğuna kendiniz karar vereceksiniz.


Bu yazıda bilimsel makale okuma deyince şunları anlamalısınız: 1- Makalelerin taranması ve eliminasyonu, 2- Makalenin okunması ve 3- Makalenin tasniflenmesi yani kategorilendirilmesi. Sırayla başlayalım ama şunu daima hatırlayın: Makale okuma ve yazma geliştirilebilen ve zamanla yazarın kendi üslubu ile biçimlenen bir süreçtir. Yani her yiğidin yoğurt yiyişi ayrıdır. Tavsiyelerime uyduktan sonra kendiniz için optimum standartlara ulaşana dek çalışma mantığınızı geliştirebilirsiniz.


1. BİLİMSEL MAKALELERİN TARANMASI VE ELİMİNASYONU


Makalelere dünya çapında binlerce dergiyi tarayan geniş veritabanlarından ulaşabilirsiniz. Hemen her alan için özel veritabanları olmak üzere diğer alanları da kapsayan daha büyük veritabanları da mevcut. Örneğin Pubmed veya Elsevier'in sahibi olduğu Scopus gibi. Ben ağırlıklı olarak Proquest, Scopus, SSRN, WoS, ScienceDirect ve ERIC gibi veritabanlarını kullanıyorum. Bunlar dünya geneli en geniş kapsamlı mecralar oldukları için zaten binlerce makaleye erişim sağlıyorsunuz. Diyeceksiniz ki Scholar nerede hocam? Google Scholar kuşkusuz değerli bir kaynak ama diğerleri gibi profesyonel bir veritabanı değil. Yine de bakmayı ihmal etmemek gerekiyor. En doğrusu alanınızla ilgili 2-3 sağlam veritabanı kullanın. Böylece makale indirirken aynı makaleyi tekrar tekrar indirmemiş olursunuz.


Veritabanlarına erişimde sıkıntı yok zaten. Asıl mesele ne aradığını bilmektir. Yoksa karşınıza çıkan 13.896 sonuç karşısında havale geçirmeniz işten değil.


Ne aradığını bilmenin yolu da doğru anahtar terimleri kullananarak bu veritabanlarında arama yapmaktır. Bu terimleri de araştırma konunuz kapsamında belirlemelisiniz. Kesin bir sayı olmamakla birlikte 3-5 anahtar terim işinizi görecektir. Veritabanlarının "doğrudan arama" kısmını hiç kullanmamak, onun yerine "gelişmiş aramada" istediğimiz kriterlere göre arama yapmak en iyisidir. Örneğin ben 2000-2020 arasında X konusunda yapılmış araştırma sonuçlarından ikincil bir analiz mesela meta-analiz yapmak istiyorum. Gelişmiş aramada tarih aralığını daraltarak bulunan sonuçları azaltmış olurum. Benzer şekilde doküman türü, dil, dergi, yazar gibi pek çok kritere göre seçimlerinizi filtrelemelisiniz.


Diyelim ki bunları yaptınız ve 13.896 sonuç indi 578'e. İşte asıl macera şimdi başlıyor. Acaba bu 578 makalenin tamamını bilgisayara indirmeli miyiz? Şöyle yapın: Öncelikle 578 makaleyi özetlerini açmadan sadece başlık olarak hızlıca okumalısınız. Bazı başlıklar mutlaka ki sizin araştırmanızla daha yakından ilişkilidir. Farz edelim ki 178 tanesi bizim anahtar terimlerimizi içeriyor ama doğrudan bizim konuyla ilgisi yok. Bunları direkt eliyoruz. Elimizde kaldı 400 makale. İşte bunları mutlaka indireceksiniz çünkü sizin araştırma konunuzla ilişkili. Peki hepsi okunmaya değer mi? Şimdi buna karar verelim.


Ben bu 400 makaleyi bilgisayarımdaki araştırma dosyasına "kaynaklar" klasörüne indirdikten sonra okuma işlemine geçiyorum. Her okumadan sonra okumuş olduğum makaleyi A-B-C olarak sınıflıyorum. A, araştırmamla en yakın ilişkili olanlar yani kesin kaynak olarak kullanmam gerekenler. C de en az ilişkililer. Tabi bunu yapmak zorunda değilsiniz fakat rahatlık sağladığı kesin. Çünkü araştırmamın omurgasını A sınıfı olarak düzenlediğim makaleler oluşturuyor. B sınıfı tamamlayıcı bir çimento görevi görürken, C sınıfı olanlar ise merak buyuranlar için bu konular da literatürde tartışılmış modunda ihtiyaçları gideriyor.


2. OKUMA STRATEJİLERİ


Okumaya tabi ki başlıktan başlıyoruz. Zira iyi bir başlık makalenin konusu, deseni ve örneklem hakkında bilgi verebilir. Bu da araştırmacıya bir ön hazırlık olur. Başlıktan sonra ise özet okunmalıdır.

Özet makalenin jeneriğidir. Bir makalenin kalitesinin önemli gösterge noktalarından birisi özettir. Kaliteli bir özet 250 kelimeyi geçmez ve makalenin bütünü hakkında sağlam bilgi içerir. Bu nedenle başlıktan sonra özete geçeriz. Bilhassa özetin son cümleleri araştırmanın bulguları ve bilime katkısını içerdiği için buraların altını çizmekte fayda var.


Başlık ve özet bir makalenin okunup okunmama kararını vermenize yardımcı olur. Eğer tatmin olduysanız makaleyi okumaya devam edebilirsiniz.


Devam etme kararı aldıysanız hızlıca bulgulara geçiniz. Bulgularda tablo, şekil, grafik varsa ilk etapta bunlara bakınız. Bu tür görseller önemli bulgulara yer verdiği için makalenin genel bulguları hakkında size önemli fikirler verecektir. Ardından genel bulguları da inceleyebilirsiniz.


Bulgular doyurucu ise sıra tartışma kısmında. Bazen çok nefis bulgular tartışmada heba edilebilir. Oyunu galip götüren takımın son dakika golleri ile yenilmesi gibi acı verici bir durumdur. Bu nedenle tartışma çok dikkatli okunmalıdır. Bulgular nasıl yorumlanmış, literatür bilgisi yerli yerinde ve yeterince harmanlanmış mı, bulguların literatürle uyuştuğu ve ayrıştığı noktalar verilmiş mi, literatürdeki açık noktalar vurgulanmış mı gibi sorularla tartışmayı inceleriz.


Tartışma incelenirken yer yer literatüre dönüp bakmak faydalı olabilir. Bu arada yazarın sık atıf verdiği önemli kaynakları kaynakçaya gidip kontrol etmek gerekir. Bunlar muhtemelen makalenin omurgasını oluşturan kaynaklarıdır. Siz de bu kaynaklara ulaşarak konuyla ilgili farklı çalışmaları da inceleme şansı elde edersiniz.


Makalenin okunması sonuç kısmı ile bitirilir. Burada da alana katkının ve araştırmacılara önerilerle birlikte bu araştırmanın sınırlılıklarının verilmiş olması elzemdir. Bütün bilimsel araştırmaların sınırlılıkları vardır. Bunları saklamak, çarpıtmak veya olduğundan farklı göstermek etik birer ihlaldir. Makale okurken veya yazarken bunlara dikkat etmemiz gerekir.


Makale okumada ikinci bir yol ise üçlü okuma sistemidir. Bu sistem esasen ilk anlattığımız sistemin biraz daha gelişmiş bir versiyonu. Fakat zaman tasarrufu sağladığı kesin. Buna göre ilk aşamada başlık-özet-bulgular-tartışma-sonuç kısımları hızlıca gözden geçirilir. Detaylı okuma yapılmaz. Bu aşama maksimum 5 dakika sürmelidir. Makalenin derinlemesine okunup okunmayacağına bu aşamada karar verilir.


İkinci aşamada makalayi okumaya karar verdiysek yine aynı sırada ama bu kez detaylı inceleyerek okunur. Arzu edenler bu aşamada makalenin çıktısını da alabilir. Detaylı okuma 1 saat kadar sürebilir. Makaleye ait tüm kilit detaylar dikkatlice taranmış olur. Bu aşama makale ile yakınlaştığımız aşamadır.


Detaylı okuma sonucu bu makalenin gerçekten kaliteli bir makale olduğuna kanaat getirdiysek bu sefer makaleyi literatürdeki konumu bakımından tartışmaya açarız. Makale literatürde kendine nasıl bir yer ediniyor, diğer araştırmalarla benzeştiği ve ayrıldığı yönler, alana katkısı vb. saptamalar yaparak makaleden tam verimle faydalanmış oluruz. Bu 1-2 gün sürebilir.


3. TASNİFLEME


Makalelerin okunduktan sonra kaydedilmesi ve ileride kullanılmak üzere saklanmasıdır. Yapacağımız araştırmalara göre kullanacağımız makaleler değişkenlik gösterebilir. Peki onlara her daim nasıl ulaşacağız? Büyük yığınlar arasında kaybolmamak için makalelerimizi düzgün tasnif etmeli ve kaydetmeliyiz.


Makaleleri bilgisayara indireceğiniz zaman çoğunlukla makale isminin garip bir uzantı şeklinde otomatik indirildiğini görürsünüz. (Otomatik kaydetme yerine bilgisayarın her seferinde sormasını ayarlayınız) Üşengeç biriyseniz kaydet deyip indirirsiniz ancak sonrasında bu makaleye ulaşacağınız zaman sıkıntı yaşarsınız.


Ben makaleleri asla o şekilde kaydetmem. Genelde Yazar Soyadı_tarih_konu şeklinde bir adlandırma yaparım. Örneğin şu aralar incelediğim S. Yetkin Işık'ın "Türkiye'de Antropolojik Bilginin Yetersizliği Sorunu ve Öğretmenler" isimli makalesini ele alalım. Bunu şöyle kaydederim: "Işık_2016_Antropolojik Bilgi ve Öğretmenler"


Böylece yazar, yıl ve konusu bakımından kaydettiğim makaleyi hatırlarım.


Tabi farklı yöntemler de uygulayabilirsiniz. Önemli olan makalelerin düzenli olması ve gerektiğinde onlara kolayca ulaşabilmeniz.


Ayrıca bilgisayarıma indirdiğim makaleleri asla indirilenler klasöründe bırakmam. Çünkü orası çoğu zaman çorba gibidir. Bu yüzden masaüstümde "İncelenecek Makaleler" klasörüm vardır. Burada incelenmeyi bekleyen makalelerle işim bittiğinde ait olduğu genel klasöre kes-yapıştır yaparım. Genel klasörleri de kendi çalışma alanınıza uygun düzenleyebilirsiniz. Dediğim gibi önemli olan kendinize özgü bir düzen geliştirmeniz. Yoksa illa böyle yapın diye bir kural yok. Depo sorununuz yoksa bu işlem için Drive benzeri bulut sistemi de kullanabilirsiniz.


Görüldüğü üzere makaleleri taramadan tutun tasniflemeye kadar bir dizi adımlar mevcut. Genç araştırmacılar ki ben de zamanında bu hataya düşmüştüm, önüne gelen her makaleyi okumaya çalışır. Altını çize çize, sayfa kenarlarını notlarla doldurur. Bu yüzden de her şey birbirine girer ve akılda hiçbir şey kalmaz. Artık bu konuda çok daha seçiciyim. Bahsettiğim okuma sistemini geliştirdikçe göreceksiniz ki öyle her makale gerçekten de okunmaya değmiyor.


Şimdilerde paragrafların ilk ve son cümlelerine hızlıca göz atarak neyi anlattığını anlıyor ve paragrafın kenarına minik bir not alıyorum. 2-3 kelime. Bunu da her paragraf için yapmıyor, konuyu açan, geliştiren paragraflar için yapıyorum. Siz de kendi okuma stratejinizi geliştirmek zorundasınız.


Yazının başındaki hipotezlere gelelim. Her ikisi için de cevabım: Her zaman değil. O yüzden atıf sayısı veya etki faktörü türü göstergelere her zaman aldanmayın. Bir çok araştırmacı sırf etki faktörü belirli bir değerin üstündeki dergilerde yayınlanan makaleleri takip eder. Oysa bu yanlıştır. Nispeten düşük kaliteli bir dergide de gayet kaliteli makaleler çıkabilir veya pek atıf almamış kaliteli makalelere de rastlayabilirsiniz.


İşte bu sebeplerden ötürü araştırmacılar makale tarama ve eliminasyonu çok iyi yapmalıdır. En önemlisi ise şu: Okumaktan asla vazgeçmeyin. Bilimsel yayınları takip etmeyi alışkanlık haline getirin ve gününüzün bir kısmını sırf bu tarama ve okuma işine ayırın.


Hepinize iyi çalışmalar diliyorum...

1,632 görüntüleme