Araştırma ve İstatistik Seminerlerine Olan İlginin Nedenleri




Son zamanlarda dikkatlerden kaçmayan bir durum var. Çevrim içi platformlar vasıtasıyla araştırma yöntemleri ve istatistik gibi konularda seminer düzenleyen hocalarımızın eğitimlerine yoğun bir ilgi göze çarpıyor.


Geçenlerde değerli dostum Taner Atmaca'nın böyle bir girişimi oldu ve adeta "talep patlaması" yaşandı. Konuya Anıl Kadir Eranıl dostum da dikkati çekti: Üniversite sıralarında, lisansüstü eğitimde öğretilmesi gereken bu en temel dersler neden öğretilemiyor diye sordu.


Öyle ya lisansüstü eğitimin farklı alanlarında farklı dersler görüyoruz ama bilimsel araştırma ve istatistik teknikleri ortak derstir. Yani amacı bilim insanı yetiştirmek olan y.lisans ve doktora programlarında bu dersler ortak olarak tüm bölümlere okutulur. Araştırma yöntemlerini bilmeyen, istatistik uygulayamayan araştırmacı olur mu? (Araştırma konunuz ve yatkınlığınız gereği bazı yöntemlere daha aşina olabilirsiniz, o başka...)


Peki, bu çevrim içi seminerlere olan ciddi taleplerin sebebi nedir? Bilhassa y.lisans ve doktora öğrencileri neden bu tür seminerlerin peşinde koşmaktadır?


Bu soruya "Çünkü bunlar üniversitede tam öğretilmiyor" diye cevap vermek nispeten doğru olsa da yetersizdir diye düşünüyorum. Zira bir ihtiyacın olduğu ve bu ihtiyacı üniversitelerin karşılayamadığı ortada.


Asıl mesele bu durumun sebepleri ne? Biraz bunu irdelemeye çalışayım.


Bence bunun en başat sebebi araştırma derslerinin "ortak" ders olması. Bu dersler ortak olduğu için de genelde 5-10 kişi arası yapılan y.lisans ve doktora derslerinde birden bu sayı 20-30'lara çıkabiliyor ve diğer lisansüstü bölümlerle sizi bir amfide veya toplantı salonunda birleştiriyorlar. Hal böyle olunca lisansüstünde hayati önemi olan hoca-öğrenci etkileşimi zayıflıyor, hatta kopuyor. Şahsen bunu hem y.lisans hem de doktora eğitimlerimde tecrübe etmiş biri olarak söylüyorum. Tabi bu ortak ders mevzusunu da doğuran sebepler var. En başta araştırma derslerini verebilecek nitelikte hoca yetersizliği. Koca fakültede araştırmada yetkin 1-2 isim olunca haliyle bölümler birleştirilir.


Hadi diyelim hoca bulundu, bölümler de birleştirildi, bu sefer de başka sorunlar çıkar ortaya. Bunlar arasında da en büyük sıkıntı araştırma derslerinin dahi teorik ağırlıklı işlenmesidir. Siz McGregor'un X ve Y kuramını, ya da Kohlberg'in ahlak teorisini, teorik bir ders olarak işleyebilirsiniz. Ancak mesela t-testini, ANOVA'yı vs. öğrencinin önce teorik düzeyde mantığını kavraması, sonra da paket programlarda bunu uygulaması ve sonuçlarını değerlendirebilmesi lazım. Bir de bunun üstüne öğrencinin kendisi bir araştırma yaparak öğrendiklerini uygulaması gerekir. Yani araştırma derslerinde teori %30 ise uygulama %70 olmalıdır ki konu tam olarak öğrenilsin. Nitelde de durum aynı. Fenomenolojinin ıdısını dıdısını teorik olarak öğretirsin. Ardındaki felsefeyi, Husserl'ı falan, ancak öğrenci bunu uygulamadan nasıl yapacak? Bu konuda doktora döneminde çok büyük bir şans olarak niteli Doç. Dr. Mustafa Sever'den, niceli ise Prof. Dr. Engin Karadağ'dan uygulamalı öğrendik. Gerçekten büyük şanstı, ancak bu durum "şansa" bırakılmamalı, tüm lisansüstü bölümlerde geçerli eğitim politikası olmalıdır.


Hal böyleyken; yani hoca sıkıntısı, bölümlerin birleştirilmesi ve uygulama azlığının yanı sıra araştırma derslerinin tüm dersler içindeki yüzdesi de düşüktür. Geniş çaplı bir tarama yapmadım ama genelde derslerin alana yönelik teorik dersler olduğunu, bunların da çoğunun slaytlardan ilerlediğini söylemek sanırım ki yanlış olmaz. Diğer bir deyişle araştırma derslerinin hem nicelik hem nitelik boyutunda ciddi eksiklikler var. Yine de burada bir açık kapı bırakarak akademisyen hocalarımızın daha detaylı bilgilendirmelerini beklediğimi söyleyebilirim. Neticede üniversitede çalışmadığımdan iç işleyiş mekanizmalarını iyi bilen hocaların katkıları yerinde olacaktır.


Önerim; araştırma derslerinin küçük gruplar halinde ve uygulamalı işlenmesidir. Hatta gruplar arası etkileşimlerle akran mentorluğu yaptırılarak öğrencilerin de birbirine yardımcı olması süreci daha verimli hale getirecektir. Böylece öğretim üyesi üzerindeki yük de hafiflemiş olacak ve öğretim üyesi gruplar arasında koordinasyon ve yanlış öğrenmeleri düzeltme görevini yürütecektir.





102 görüntüleme2 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

© 2015 by Erdem Oklay.

All rights reserved

Copyrights

Misafir

Takip Et

  • Siyah Heyecan Simge
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Siyah Instagram Simge