Akademik Okuma Verimini Arttırma Yolları



Konuya geçmeden önce ilkokulda bize öğretilen okuma stilini, yani seslerden hecelere, hecelerden kelime ve cümlelere doğru geçiş gösteren biçimi "düz okuma" olarak adlandırdığımı söylemek istiyorum. Nedir bu? Yazılı bir metinde geçen kelimeleri tanıma, birleştirme ve cümle haline getirerek seslendirme becerisi. Buraya kadar tamam zaten...


Peki düz okumanın akademik anlamda faydası nedir? Fazla değil. Zira akademik metinler belirli bir bilimsel arkaplanı olan, kendisine has terminolojiye sahip, kendinden önceki metinlerle ve bilimsel bilgi ile ilişkili metinlerdir. Yani aslında okuduğunuz her makale, bilimsel kitap, tez, rapor vs. büyük bir bilimsel havuzdaki su damlalarından ibarettir. Konuyu net olarak ortaya koymak için aşağıdaki görsele bakalım:

Görüldüğü üzere bölük pörçük verilerden hikmete uzanan yol oldukça detaylı ve bir o kadar da çetrefil. Şimdi en yakınızdaki bilimsel bir kaynağa uzanın. Tez, makale, kitap fark etmez. Bu yayınların büyük bir kısmı ancak bilgi düzeyinde size kaynak sağlar. Biraz daha babaları idrak seviyesindedir. Çok çok çok az bir kısmı ise hikmet seviyesinin ürünüdür. Demem o ki kitaplığımızda ya da elektronik arşivimizde biriktirdiğimiz kitapların çok büyük çoğunluğu devasa bilgi depolarıdır. Ancak akademide temel mesele bu devasa bilgi kümesini idrak ve mümkünse hikmet seviyesine çıkarmaktır (idealde böyle olmalıdır). Tabi yanlış anlaşılmasın, veri-malumat-bilgi seviyeleri önemsizdir demiyorum ki en nihayetinde onlar hikmete uzanan köprünün yapıtaşlarıdır.


Bu bağlamda akademik bir kaynağın okunma yolu/sistemi ile edebi bir eserinki oldukça farklıdır. Misal; birisi bana Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'unu mu yoksa Kürk Mantolu Madonna kitabını mı önce okuyayım diye sormuştu. Ben de ona eline hangisi geçerse ilk onu oku dedim. Zira bu iki roman arasında hiçbir bağlantı yok, dolayısıyla sıra fark etmiyor ama bunu bilimsel bir yayında söylemek imkansızdır. Sir Isaac Newton'un da dediği gibi: "Eğer diğer insanlardan ileriyi görebiliyorsam bu devlerin omuzlarında durduğum içindir."


Burada parantez içinde bir hususu da dile getireyim: Hani sosyal medyada falan görürsünüz "Öğretmenlerin Mutlaka Okuması Gereken 100 Kitap" gibi paylaşımlar... İşte bunlara baktığımda da edebi eserlerle, akademik yayınları ve hatta yarı akademik eserleri karışık olarak görüyorum. Çünkü bu tür listeleri hazırlayanlar akıllarına geldiği gibi sıralayıp bize sunuyorlar. O yüzden bu listeler size bir fikir verebilir ama çok da itibar etmeyin derim çünkü belirli bir sistematik izlemiyorlar. Bunun yerine üniversiteler, enstitüler veya hocalar tarafından sıralı okuma listeleri veya derslerde okutulacak yayınlar paylaşılır. Mümkünse bunları takip edin.


Öyleyse bilimsel ve entelektüel derinlik kazanmak için nasıl okumalıyız? Akademik arkaplanımızı güçlendirmek adına nasıl bir okuma programı/sistemi kurmalıyız ki görseldeki veri-malumat-bilgi-idrak-hikmet sürecini başarılı bir şekilde yürütelim? Şimdi bunun yollarını kendi deneyimlerim ışığında açıklayayım:


1- Dediğim gibi, evvela düz okuma huyumuzdan vazgeçiyoruz. Yani raftan bir kitap seçtim, ilk sayfadan başlayıp bitirene kadar okudum. Bunu yapmıyoruz. Önceki yazımda alanınızın temel kavramlarını belirleyin ve bu kavramları ele alan temel kaynaklara yönelin, ordan başlayın demiştim. O yazıyı okumayanlar buradan okuyabilir. O temel kaynaklardaki anahtar kavramlara yönelik tartışmaları izlemelisiniz. Misal; eğitim yönetimi alanında çalışan birisi öncelikle eğitim ve yönetim kavramlarını ele almalıdır. Bunu yaparken de tabi ki geniş bir çerçeve içinde yapıyoruz. Yani eğitim nedir diye okuma yapıyorsam bunu salt eğitim bilimleri kitaplarından okumuyorum; sosyoloji eğitim için ne diyor, psikoloji ne diyor, tarih ne diyor, felsefe, antropoloji, din, mantık vs. eğitim kavramını nasıl incelemiş, hangi yönüne vurgu yapmış, eksik açıklamalar var mı? Bunun gibi sorularla aslında bir derin dalış yapıyoruz. Amacımız mümkün olduğu kadar çok sondaj sorusu sorup o temel kavramların çıkış noktalarını, bakış açılarını ve eksiklerini irdelemek. Bu dalış işlemi sorularımıza bulduğumuz cevaplar ve o cevaplara yönelik soracağımız yeni sorularla ilerleyecek. İşte şimdi gerçek bir bilimsel araştırmacısınız...


2- İlk maddedeki derin dalışı gerçekleştirmeye yani bilgi okyanusunun diplerine doğru yüzmeye başladıkça karşınıza inanılmaz bir bilgi yoğunluğunun çıktığını göreceksiniz. İşte bu nokta kritik bir noktadır çünkü pek çok araştırmacı bu yoğunluk karşısında umutsuzluğa düşüp erken pes ediyor. Yani okumayı bırakıyor veya düz okumaya geçiyor. Acele etmeyin. İlk maddede anlattığım sistemi yavaş da olsa ısrarla sürdürün. Bu aşamada vazgeçmemeniz çok önemli!


3- Bir veya birkaç temel kavramdan başlayarak disiplinlerarası okumalarla kavramın etrafını dallandırarak ve diğer disiplinlerle ya da güncel kavramlarla ilişkilendirmeyi; diğer bir deyişle kendi bilgi kümemizi oluşturmayı biz çapraz okuma olarak adlandırıyoruz. Çapraz okumada dikkat ettiğiniz üzere lineer bir yol izlemiyor; anayoldan tali yollara geçiyor, kavramları tarihsel düzlemde ileri-geri giderek karşılaştırmalı, disiplinlerarası ve ilişkili olarak inceliyoruz. Şunu söylemeliyim: çapraz okuma gerçekten çok meşakkatli ve titizlik gerektiren bir okuma türüdür. Roman okumaya benzemez. Amacımız derinlemesine bilgi edinmek ve derindeki bu bilgileri birbirine bağlamak olduğu için çok sistemli bir okuma programı izlemelisiniz. Lütfen kendinize bir okuma programı hazırlayın ve bu programa uyun. Yoksa ipin ucun kaçtığında çapraz okuma stratejinize geri dönmek çok zordur. Bu yüzden acele etmeyin, telaşa kapılmayın ve bilgi okyanusunun gözünüzü korkutmasına izin vermeyin.


Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı dinlediğinize eminim. Dikkat ettiyseniz bir konu açıldığında onu anlatırken diğer yandan da o konuyla ilişkili yan bağlantılara da giriyor, onları da açıklıyor ve o yan bağlantılardan da dönüp dolaşıp konuyu asıl mevzuya bağlıyor. Biz de ağzımız açık "ya adam bu kadar şeyi nasıl biliyor, nerden nereye bağ kurdu" diye hayret ediyoruz. İşte İlber hocanın sırrı çapraz okumalar yapması.. Onun entelektüelliğinin ve geniş bilgi dağarcığının sırrı...


Çapraz okumalar neticesinde oluşan dev bilgi kümesini mutlaka görselleştiriyoruz. Ben kavramlar üzerinden bunu yaptığım için kavram şeması diyorum. Bazıları zihin haritası, bazıları akış diyagramı diyor. Ne dediğinizin çok da bir önemi yok. Mantığını kavrayın yeter. Aşağıda örnek bir kavram şeması verdim. Çapraz okumalarınız sürdükçe sizin şemanız da buna benzemeye başlayacak. Dilerseniz oklar üzerine kavramlar arası ilişki türünü de yazabilirsiniz. Tabi bu şemayı aşağıda anlatacağım gibi bu işi kağıt-kalemle değil program yardımıyla yapacağız..



Bu tabi çok basit bir örnek. Alanınızın derinliğine göre kavram şemaları çok daha karmaşık olabiliyor. Fakat burda bir şeye dikkat etmenizi istiyorum. Kavramlar arası dallanmalar ve ilişki ağı aşağıdaki görsele benzemiyor mu?



Evet bildiniz. Bizim oluşturduğumuz kavram şemaları aslında beynimizdeki sinir hücresi (nöron) ağlarının bir benzeri gibi. Yani kavram şemaları oluşturarak insan beyninin evrimsel süreçte geçirdiği öğrenme sisteminin benzerini kurguluyoruz aslında. Dolayısıyla öğrenmeyi en kalıcı hale getiren sistem çapraz okumalar yaparak kavram şemaları hazırlamaktır diyebiliriz. Çünkü beyin yapımızla % 100 uyumlu.


4- Çapraz okumada ilerledikçe kavram şemanız dallanacak ve kavramlar arasında yepyeni ilişki örüntüleri kurulacak. Bu örüntülerin bazılarına kaynak okumalarına devam ettikçe literatürde zaten rastlayacaksınız, yani sizden önce birileri bu bağlantıları zaten bulmuş ve bunun kitabını/makalesini yazmış olacak ama bazı örüntüleri de siz keşfedeceksiniz. Örneğin X ile Y arasında bir bağ olduğunu çapraz okumalarınızda göreceksiniz/hissedeceksiniz ancak literatürde bununla ilgili bir kaynak bulamadığınızda işte sizin öncülüğünüzü yapacağınız yepyeni bir alan açılmış olacak. Bu alan güzel bir tez konusu ve çalışma alanı olabilir. Bilim de zaten böyle ilerler!


5- Bilgi kümeniz genişleyip örüntüler karmaşıklaştıkça karşımıza çıkan en büyük sorun, tüm bu karmaşayı nasıl organize edeceğimiz ve hafızamızda nasıl tutacağımız olacak. Bu aşamada size önerim bunun için web araçlarını kullanmanızdır. Şu bir gerçek ki çapraz okumalarla birlikte kavramlar arası akış şemanızı aynı anda organize etmek çok zor. Yapılabilir mi, elbette ama ben önermiyorum: Bunun yerine ben önce okumalarımı yapıyor, notlarımı alıyorum. Başka bir zamanda da notlarıma bağlı olarak akış şemamı yani ilk maddede anlattığım bilgi kümemi (kavram şeması) oluşturuyorum. Dolayısıyla bunlar farklı zamanlarda olduğu için hem arada bana notlarım üzerine düşünme, hem de yeni araştırmalarımı planlama fırsatı tanıyor. Şimdi burda kavram şeması haricinde yeni bir şeyden bahsettim: Not tutmanın önemi.


6- Okuma yaptığınız kaynaklarda yazan her şeyi aklınızda tutmanın imkanı da yok, gereği de. Bunun yerine bize anahtar olarak yeni kapıları açabilecek düşünceleri belirlemeliyiz. Kimisi bu düşünceleri metnin altını çizerek, fosforlu kalemle işaretleyerek veya sayfa kenarlarına (pdf de dahil) notlar alarak yapıyor ama tüm bunlar çok demode ve verimsiz yöntemler. Çünkü yazdığınız her şey kaynağın üzerinde kalıyor. Bunlara ulaşmak için tekrar kaynağı açmanız ve ilgili yere bakmanız gerekiyor. Onun yerine ben EVERNOTE programını kullanıyorum. Bu programda KİTAP NOTLARIM adında bir not defteri oluşturdum. Her kitap için de Evernote'un hazır şablonlarından olan DERS NOTLARI şablonunu kullanıyorum (Tercihen CORNELL NOTLARI şablonunu da kullanabilirsiniz). Aynı mantığı makale, tez, rapor vs. için de uyarlayabilirsiniz. (Makale notları, Tez notları vb.) Ya da isterseniz hepsini tek bir not defterinde de tutabilirsiniz. Böylece kaynağa ilişkin tüm notlarım, yaptığım çıkarımlar, kafama takılan sorular, ulaşılan yeni kaynaklar ve kaynağın kısa bir değerlendirmesi ile künye bilgileri gözümün önünde oluyor. Evernote programının bilgisayar-tablet ve cep telefonu ile uyumlu/senkronize olması kitap notlarınızı her yere taşımaya olanak sağlıyor. Otobüs ya da tren yolculuğu mu yapıyorsun, canın mı sıkıldı, aç cebinden Evernote'u, kitap notlarını tekrar gözden geçir... Programın bir güzel yönü de notlarınızı paylaşma imkanı tanıması. Böylece mesela aynı sistematiği yürüten bir çalışma arkadaşınızla notlarınızı karşılıklı paylaşabilirsiniz. Evernotu buradan indirebilirsiniz.


Tabi kaynağı bu şekilde detaylı okumak, adeta her cümleyi irdelemek, çıkarımlar yapmak, sorular sormak vs. oldukça zaman alıcı ama kaynağı % 100 verimle okumanızı sağlıyor. İşte bu tür okumaya da aktif okuma veya eleştirel okuma adını veriyorum. Eleştirel okuma aslında bir nevi "yazarla kavga ederek okuma" diyebilirim. Yani yazarın her cümlesini olduğu gibi kabul ettiğimiz düz okumanın tam tersi. Eleştirel okuma hakkında Emin Özdemir ve Oya Adalı tarafından yazılmış iki güzel kitap var. Bu kaynaklara göz atmanızı rica ediyorum.


7- Çapraz okumada ustalaştıkça kaynak notlarınız birikecek ve kavram şemanız da şekillenmeye başlayacak. Kavram şemasını çizmek için de pek çok araç var ama ben MINDMEISTER kullanıyorum. Şema oluşturmak hem çok kolay hem de kavramların açıklamalarına o kavramla ilgili kısa notlar da alabiliyorsunuz. Böylece hatırlama kolaylaşıyor.


Kavram şemanıza yukarıdaki resimde olduğu gibi renklendirmeler yapabiliyor, ayrıca hatırlatıcı görseller de ekleyebiliyorsunuz. Tercih sizin.


Özetlemek gerekirse:

1- Düz okumadan vazgeçip çapraz okuma stratejimizi geliştiriyoruz. Bu strateji herkese göre farklı yollarla gelişebilir ama yukarıda bahsettiğim temel noktalara dikkat ediyoruz.

2- Çapraz okumada her kaynak için Evernote'da bir not defteri oluşturup eleştirel gözle değerlendirmesini yapıyoruz.

3- Notlarımızı düzenleyerek anahtar kavramları çıkarıyor ve kavram şemamızı Mindmeister da oluşturmaya başlıyoruz.

4- Okumalarımız derinleştikçe ve yeni kaynaklarla zenginleştikçe kavram şemalarımızı da güncelliyoruz.

5- Mutlaka düzenli periyotlarla notlarımızı ve şemalarımızı gözden geçiriyoruz. Acele etmeden, düzenli bir okuma programı uyguluyoruz. İlk etapta zor, sıkıcı ve zaman alıcı gelebilir ama derinleşmek için bu süreci geçirmelisiniz. Derin dalış yapan dalgıçlar nasıl ki dibe ağır ağır, alıştıra alıştıra iniyorsa siz de öyle yapmalısınız. Aksi halde vurgun yersiniz! O yüzden pes etmeyin, erken havlu atmayın.

6- Çapraz okuma, eleştirel okuma, not alma, zihin haritaları ile ilgili internette çokça video da mevcut. Bunlara da göz atmanızı tavsiye ederim.


Söyleyeceklerim şimdilik bu kadar olsun. Zaten bu anlattıklarım herkesin kendi deneyimlerine ve bireysel özelliklerine göre farklılaşabilecek stratejiler. Ben temelini vermeye çalıştım. Sorularınız olursa e-posta ile veya site üzerinden direkt iletişime geçebilirsiniz. Çok güzel, olumlu dönütler alıyorum ve bu dönütler daha ileri çalışmalarım için motivasyon kaynağı oluyor. :))


Akademi ve eğitim dünyasına üzerine yazılarım sürecek. Elimden geldiğince açıklayıcı ve detaylı anlatmaya çalışıyorum. Ama takdir edersiniz ki bu süreçler büyük oranda kişinin kendi tecrübeleri ile şekilleniyor. Demem o ki her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. O yüzden siz de bana kendi stratejilerinizi yazabilirsiniz. Ayrıca blogumda ele almamı istediğiniz konular hakkında da öneriler sunabilirsiniz. Elimden geldiğince ve bilgim dahilinde bu konuları da kaleme alırım.


Herkese bol okumalı günler dilerim.

3,500 görüntüleme