Öğrenen Örgütler Yaklaşımı



Günümüzde, başta teknolojik gelişmeler olmak üzere hemen her alanda yoğun ve hızlı bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu hızlı değişim, başta eğitim örgütleri olmak üzere tüm sistemleri değişime ayak uymaya zorlamaktadır. Bu nedenle, değişimlere uyum sağlayabilmek için, örgütlerin sürekli gelişmeyle birlikte kendi içlerinde öğrenmenin kesintisiz devamını sağlamaları gerekmektedir. Bu amaçla; öğrenmeyi, insanı, bilgiyi, kaliteyi, insanî değerleri temel alan öğrenen örgütler ön plâna çıkarılmalıdır.

Değişen ve gelişen bir dünyada sürekli başarı, sadece çevresinde meydana gelen değişiklikleri kabul edip, uygulamakla değil; yeni imkanlar yaratarak, geçmiş başarı ve başarısızlıkları değerlendirerek öğrenme yeteneğini geliştirmekle mümkündür.

Başarılı örgütler, öğrenme işlemini sürekli ve dinamik olarak uygulamayı başarmış örgütlerdir. Öğrenen örgüt yaklaşımı, örgütlere bu konuda yardımcı olmak için geliştirilmiş bir yaklaşımdır. Örgütlerde bireysel öğrenmeyle başlayıp, grup düzeyinde öğrenmeyle devam eden ve örgütsel öğrenme ile sonuçlanan bir süreç olarak öğrenen örgüt; “bilgi yaratma, elde etme, paylaşma ve bu bilgiyi ve yeni görüşleri değişimde kullanma” sürecidir. Öğrenen örgüt; örgüt çalışanlarının yeni bilgi yaratmalarını, bunu paylaşmalarını, bu bilgiyi örgütün bilgisi haline getirmelerini ve sorunların çözümünde kullanmalarını esas almaktadır.


Bunun yanında öğrenen örgütlere ilişkin farklı tanımlamalar da yapılmıştır:


Peter Senge öğrenen örgütleri, “kişilerin gerçekten istedikleri sonuçları yaratma kapasitelerini durmadan genişlettikleri, yeni ve coşkun düşünme tarzlarının beslendiği, insanların nasıl birlikte öğrenileceğini sürekli olarak öğrendikleri organizasyonlar” şeklinde tanımlamıştır. G. Calvert, M. Sandrabve L. Marshal’a göre öğrenen örgütler; farklı öğrenme strateji ve taktik fikirlerine sahip olan örgütlerdir. E. C. Nevis, A. J. Dibella ve J. M. Gould’a göre öğrenen örgütler; örgütlerde deneyime dayalı performans geliştirme veya yeniden oluşturma süreci ya da kapasitesidir. Bu tanımda da öğrenme bir sistem olarak ele alınmaktadır. Neal Nadler ise şu tanımı yapmaktadır: “Öğrenen organizasyon, öğrenerek kendini yenileyen, değişmek için öğrenen organizasyondur”.


Öğrenen örgüt kavramının temeli ise yönetim tarihinin farklı devrelerinde atılmıştır. Öncelikle 1900’lü yıllarda Frederick Taylor’un bilimsel yönetim anlayışı içerisinde yer alır. Taylor bu tür öğrenmenin çalışanlara transfer edilerek öğrenmenin etkililiğini arttıracağını ortaya koyar. Daha sonra 1950’li ve 60’lı yıllara gelindiğinde Carnegie Mellon’da çalışan bir takım yazarlar “şemalar ve haritalar” oluşturarak örgütün karar alma süreçlerinde öğrenmenin önemini vurgulamaya çalışırlar. Bu dönemde Harvard Üniversitesi’nden Chris Argyris ve Donald Schon ilk düzen ve ikinci düzen öğrenme üzerinde çalışmalar yaparlar.


Denilebilir ki; öğrenme kavramı ve öğrenen organizasyonlar konusundaki çalışmaların geçmişi temelde 1960’lara, C. Argyris’ in çalışmalarına dayanmakla birlikte, bu konunun gündeme gelmesi Peter Senge’ nin 1990 yılında yayınladığı “Beşinci Disiplin” adlı kitabıyla olmuştur. Son on beş yıldan beri kalite hareketinde büyük momentum kazanılmasının yanında, birlikte öğrenmeye de ilgi artmıştır.

Öğrenme ve örgütlerin öğrenme kabiliyet ve kapasitesi küresel dönemde bir işletme için en önemli konuların başında gelmektedir. Örgütsel öğrenmenin ayırt edici niteliği, karmaşık problemleri çözmek için yeni düşünme yöntemleri önermektir. Örgütsel öğrenmeyi geleneksel yaklaşımlardan gerçekten farklı kılan şey “sistem düşüncesidir”.


Elife Doğan öğrenen örgütlerde bulunması gereken temel özellikleri şu şekilde sıralar:

· Öğrenen örgüt öğrenmeyi temel değer haline getirir.

· Takımla öğrenmeye koşut olarak bireysel öğrenmeye de önem verir.

· Öğrenen örgütlerde bireyler kendi kendine veya diğer bireylerden öğrenirler.

· Öğrenen örgütlerde sağlıklı bir iletişim ve işbirliği ön plândadır.


Öğrenen örgütler, “dışarıda bir şeyler değişsin, biz ona bakarak değişelim” anlayışını günümüzün rekabet koşullarına uygun bir anlayış olarak görmemektedir. Bu örgütlerde değişime uyum sağlamak gibi bir anlayışa gerek yoktur. Öyle bir yapı yaratılmalı ki; çalışanlar yaratıcı, inisiyatif alabilen ve sürekli gelişen bireylerden oluşsun, böylece tüm yenilikler örgüt yapısı içinden çıksın. Bu örgütlerin temel felsefesi, kendini ve çevreyi değiştirecek koşulları yaratmayı amaç edinmektir. Çalışanlar öğrenmenin ve öğrenme ilişkilerinin bir parçasıdır. Tüm organizasyonel birimlerden ortaya çıkan ve paylaşılan bir vizyon söz konusudur. Paylaşılan ortak bir vizyon ve amaç duygusu çalışanlar arasında sinerji ve güç oluşturur. Geleneksel örgütlerin vizyonu ise üst yönetim tarafından belirlenmektedir. Klasik örgütlerde üst yönetim ne yapılacağına karar verirken, öğrenen örgütlerde fikirlerin ortaya çıkması ve uygulanması tüm organizasyonel düzeyleri kapsamaktadır. Geleneksel örgüt yapılanmasında herkes kendi işinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmekte ve bireysel becerilerini geliştirme üzerinde odaklanmaktadır.


Öğrenen organizasyonlarda kişiler kendi işleri kadar faaliyetlerinin diğer kişilerin işleri üzerinde etkisini ve işler arasındaki karşılıklı bağımlılığı da anlamaktadırlar. Geleneksel örgütlerde çatışmalar güç ve hiyerarşik etki ile çözümlenmektedir. Öğrenen örgütlerde çatışmalar işbirliği temelinde gelişen bir öğrenme süreci yoluyla ve değişik görüşlerin bütünleştirilmesi ile çözümlenmektedir. Geleneksel yapıda liderin rolü organizasyonun vizyonunu oluşturmak, uygun bir ödüllendirme ve cezalandırma sistemi kurmak ve çalışanları bir bütün olarak kontrol etmek şeklinde ortaya çıkmaktadır. Öğrenen organizasyonlarda ise liderin rolü paylaşılan bir vizyonu oluşturmak, çalışanları yetkilendirmek, katılımı canlı tutmak, yetkilendirme ve karizmatik liderlik yoluyla tüm örgütte etkin bir karar alma sürecini teşvik etmekten oluşmaktadır.


Kaynaklar:

Atak, M. ve Atik, İ. (2007) “Örgütlerde Sürekli Eğitimin Önemi ve Öğrenen Örgüt Oluşturma Sürecine Etkisi” Havacılık ve Uzay Teknolojileri Dergisi. Cilt: 3, Sayı: 1, s. 63-70

Doğan, E. (2002) Eğitimde Toplam Kalite Yönetimi. Ankara: Academyplus Yayıncılık

Öneren, M. (2008) “İşletmelerde Öğrenen Örgütler Yaklaşımı” ZKÜ Sosyal Bilimler Dergisi. Cilt: 4, Sayı: 7, s. 163-178

Töremen, F. (2001) Öğrenen Okul. Ankara: Nobel Yayınları

Yıldırım, R. (1999) Öğrenmeyi Öğrenmek. İstanbul: Sistem Yayıncılık

51 görüntüleme0 yorum

© 2015 by Erdem Oklay. All rights reserved

  • Heyecan Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Instagram Sosyal Simge