Çocuk ve Edebiyatına Dair



Yüridi kâfile-i lutf ü kerem

Çıkdı ‘âlem ‘akabinden Âdem


Eyledi mertebe-i insânı

Gâyet-i mertebe-i hayvânî


Bî-merâtib yıkılur kevn ü mekân

‘Âlimüñ yirini tutmaz nâ-dân

(Nabi / Hayriyye)


Eğitimciler için çocuk külliyatının her zaman ayrı bir ilgi odağı olmasının yanında, çocuk edebiyatı ve kitapları mesleki bir donanımdır. Öğretmenin alanı ya da çalıştığı kademe her ne olursa olsun, her öğretmen mutlaka ‘kitap önerisi” istekleriyle karşılaşır; çocuklarla veya gençlerle çalışan, onlara dokunan, insanın yaşamında bir iz, bir hatıra bırakan öğretmen için bu durum gayet normaldir.


Çocuklara veya gençlere eser tavsiyesinde bulunurken mutlaka çocuk/gençlik edebiyatıyla ilgili birtakım özellikleri bilmek, hatta vasatın biraz üzerinde konuya hâkim olmak gerekir. Zira okuma alışkanlığı çocuklukta başlar, erken yaşlarda kitapla tanışmayan ya da okuma alışkanlığı kazanamayan bireylerin bu alışkanlığı kazanması veya sevmesi yetişkin yaşlarda daha güç olabilir. Üstelik okuma alışkanlığının ve sevgisinin bireylerce kazanılamaması bireylerin yaşam başarılarını da etkilemekte, dolayısıyla katma değer üretiminden toplumsal barış veya çatışmaya kadar her konuya sirayet etmektedir.


Öncelikli olarak çocuk edebiyatının tanımsal karşılığından ve biçim-tür özelliklerinden öte çocuğa hangi kitapların önerilmesinde, bir bakış açısının olması gerekir. Bu bakış açısının oluşması için de çocuk edebiyatının tarihini kısaca -en azından kültürel düzeyde- bilmek ve geleneksel anlayış hakkında fikir edinmek gerekir.


Sizlere çok derin bir şekilde akademik bir içerik sunmayacağım, amacım makale de yazmak değil. Konuyla alanım gereği ve çocukların okuma alışkanlıkları üzerine toplumsal konularda düşünmeye çalışan bir öğretmen olarak fikirlerimi aktarmak, kısmen de olsa bir bakış açısı sunmak istiyorum.

Çocuk edebiyatı tarihini incelediğimizde karşımıza çıkan bilgiler bir hayli ilginç ve bilimsel geçmişi çok da fazla olmayan bir alan. Aslına bakarsanız tarihi de oldukça eski. Alanın gelişimine dikkat edecek olursak Batı Edebiyatı’nda ilk eserler Doğu’ya göre daha erken yıllarda verilmiş. Bunun en büyük sebebi de diğer toplumsal ve bilimsel gelişmelerle ilgili. Her şeyde olduğu gibi yazılı eser verme gayreti batı toplumlarında daha fazla önemsenen bir durum. Doğu toplumunda çocuk edebiyatına ait yazılı eserlerin geç verilmesinin sebebi çocuğa veya edebiyata değer verilmemesi değil. Aksine çocukların batı toplumlarına göre daha çabuk büyümesi, yani böyle kabul edilmesi. Buradaki büyümekten kasıt toplumsal sorumluluk ve rollerin doğu toplumlarında farklı olması.


Batı Edebiyatı’nda ilk örnekler 17.yy itibariyle İngiltere, Fransa, Almanya, ABD ve İskandinav ülkelerinde görülüyor. Robin Hood ve Tom Thumb gibi halk öykülerinden esinlenilerek ilk çabalar vücut bulmuş. Birçoğu da masalımsı örnekler. 17. yy itibariyle de bu çabalar hız kazanmış. Amaç, bugünden pek farklı değil: Çocuklara ders kitapları dışında bir şeyler okutma ve çocukları yetiştirme çabası. Robinson Crusoe, Güliver’in Gezileri, Allice Harikalar Ülkesinde, David Copperfield, Küçük Prens gibi kitaplar bugün hala zevkle okunuyor ya da Jules Verne, teknolojinin gelişmesinde belki de en fazla katkısı olan yazardır diyebiliriz.


Bizde, yani Türk Edebiyatı’nda ilk örnekler ne zaman? Bizde de durum farklı değil, 17. yy itibariyle ilk örneklerini görüyoruz. Yazımın girişinde birkaç beytini verdiğim Şair Nabi’nin oğlu için yazdığı ‘Hayriyye’ adlı eseri ilk olarak karşımıza çıkıyor. Batı eserleri günümüz Türkçesine uyarlanıp hala okutulurken birçoğumuzun bu eserden haberinin bile olmaması da ayrı bir tartışma konusudur. Bu yüzden eserin çevirisini yazmayacağım, merak edenler için çözmesi 5 dakika bile sürmeyecektir, hatta isteyen herkes, eserin tamamını çok rahat internette bulabilir ve okuyabilir.


Tüm dünyada olduğu gibi bizde de toplumsal değişimler ve fikri akımlar neticesinde çocuklara yönelik eserler 19.yy itibariyle çoğalır ve cumhuriyet dönemiyle hızlanır. Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp gibi yazarlarla başlayan süreç Muzaffer İzgü, Mavisel Yener, Gülten Dayıoğlu gibi çağdaş yazarlarla sürmektedir.


Gelelim 17.yy öncesine. Batıda Aristo zamanında çocuk öldürmenin cezasının olmadığı, sadece soyluların çocuklarının eğitim alabildiği dönemlerde bile çocuklar için eserler üretiliyordu ya da çocukça eserler üretiliyordu demek daha doğru, çünkü bilim artık ispatladı ki en iyi çocuk eserleri aynı zamanda yetişkinler için de yazılmıştır. Doğu toplumlarında çocuklara yönelik eserlerin yazılı olarak az olmasının sebeplerinden biri çocuğun toplumsal rolüyle ilgilidir. Eski zamanlarda çocuklar 9-10 yaşından sonra yetişkin kabul edilirdi. 9-10 yaşına kadar evlerde annelerden masal dinleyen çocuklar, bu yaştan sonra kahvehanelerde hikâye, destan, türkü dinlemeye başlardı. Bugün birçoğumuz çocuk kitaplarının diline, ağırlığına özellikle dikkat ediyoruz. Çok eskilerde ise çocuklar yetişkinlerin kullandığı dile rahatlıkla uyum sağlayabiliyor, onlardan dinledikleri masal, destan, hikâye veya şiir gibi ürünlerin iletisini çıkarabiliyorlardı. Sözlü edebiyat geleneği içerisinde çocuklukta tanıştığı için de öz becerilerine kavuşup kendileri de bu ürünleri söylemeye, üretmeye çabalıyorlardı. Şimdilerde bizler çocukların anlama ve anlatma becerilerinden yakınıyoruz. Özellikle de bizler, yani Türkçe öğretmenleri.


Peki, çocuklarımız için kitapları nasıl seçmeliyiz?

Öncelikle her kitabın bir derdi vardır, size bu derdi anlatır. Çocuk kitapları artık bilinçli ve bir kasta yönelik yazılıyor. Amacı eğlendirirken bir şeyler öğretmek. Öğretmek istediği size veya çocuğunuza, çağa uygun mu? Kitabın derdi evrensel mi? Etik mi?


Biçimsel özelliklerine bakıp kitap seçmek önemlidir ancak tamamıyla da biçime bakılarak kitap seçilemez. Kitabın kâğıt kalitesi önemlidir, içerisinde yer alan kelime dağarcığı ise en önemli etkenlerden biridir. Kitabın kelime dağarcığı mutlaka çocuğu zorlamalıdır ki çocuk öğrenebilsin. Buradaki zorlamadan kastım şudur, çocuk evinde olan sözlükten anlamını bilmediği kelime ve kelime gruplarının anlamını bulabilmeli ve öğrenebilmelidir. İçerik olarak mutlaka merak uyandırmalıdır ki çocuk araştırmaya ve okumaya yönelebilsin.


Moda kitap okumak bazen iyi olsa da çoğunlukla pazarlama kurbanı olursunuz. Kitabı öneren kişi çok önemlidir ya da öğretmen, ebeveyn kitabı okuduktan sonra çocuğuna önermeli ve okutmalıdır. Dediğim gibi kitabın derdi her zaman iyi bir dert olmayabilir. Çocuk veya yetişkin fark etmeksizin kitap seçmek zor iştir. Emek, zaman ve maddi kaynak ister. Nitelikli eserlere ulaşmak istiyorsanız önce korsan okumayı bırakmalı ve konfor alanınızdan çıkarak kitaba zaman ayırmalısınız. Çok satanlar ya da kitabevinin ilk girişine konanlar faydadan çok zarar verebilir. Unutmadan marketten kitap alınmaz.

Kitap seçmek zor iş diyorsanız, öğretmene veya uzmana danışın, o size söyler.


Kitapla kalın, çocukla kalın, sevgiyle kalın, sağlıcakla kalın.



Savaş ÖZEN

Türkçe Öğretmeni

87 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

© 2015 by Erdem Oklay.

All rights reserved

Copyrights

Misafir

Takip Et

  • Siyah Heyecan Simge
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Siyah Instagram Simge