Çizginin Dışındakiler -Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?


Outliers diye bir kitap okudum. Bu kitap son zamanlarda okuduklarımın içinde en güdüleyici, net ve akla yatkın olanlarından biri. Temel olarak kitapta anlatılmak istenen, insanların elde ettiği başarıların sadece zekayla doğru orantılı olmadığı. Kalıtımsal şansımıza bağlı olan zekamızın yadsınmaması gerektiği, fakat çok büyük ölçüde etkili olan diğer bir faktörün de farkındalık kavramı olduğu. Ailenin çocuğun üzerindeki ve onun gelişimine olan katkısı ve çocuğun hak sahibi olma duygusunu kazanmasının önemi kitapta üzerinde durulan bir diğer konu. Kitaptaki bir cümle aynen şu şekilde: “Hak sahibi olma duygusu modern dünyada başarılı olmaya mükemmel biçimde uygun düşen bir tavır.” En temel haklarımızdan biri olan eğitim hakkından, ne yazık ki hala dünyanın pek çok yerinde pek çok insan ,çeşitli sebeplerden dolayı faydalanamıyor. Modern dünyada başarılı olmak bilgiye erişim açısından çok kolaylaşmış gibi görünse de, başarıya gerçekten ulaşmak kolay mı?


Başarıya giden yolda bir sıralama yapmamı isterseniz benim sıralamam şu şekilde olurdu: Çalışma disiplini-sebat, zeka ve fırsatları değerlendirebilme becerisi. Eğer şans da sizden yanaysa başarılı olmak kaçınılmazdır. Belki bu faktörlerin hepsi aynı anda bünyemizde bulunmayabilir, fakat insan kendi içerisinde bazı disiplinleri oturtabilecek bir varlık. Tabii içindeki potansiyelin farkında olduğu sürece.


Başarının temelinde başkalarının bizden ne beklediği değil, bizim kendimizden ne beklediğimiz olmalı. Fakat yaşadığımız çevre, içinde bulunduğumuz şartlar, toplum baskısı ve diğer faktörler çoğu zaman kendi sesimize kulak vermemize engel olabiliyor.


Başarılı olma yolunda insan önce kendine hedefler belirlemeli, gerçekleştirebilirse bir üst hedefe odaklanmalı ve çıtayı yükselterek ilerlemeli. Çoğumuz günümüz koşuşturmacasında ilgi alanlarımızı, becerilerimizi keşfedemiyor, keşfetsek de bunları kullanabileceğimiz alanları yaratamıyoruz. Belki zamansızlıktan, belki maddi kaygılardan ,ya da sorumlulukların fazlalığından tüm bunları es geçiyoruz. Sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışırken kendimize vakit ayıramıyor ve doğal olarak da içimizdeki potansiyelin yeterince farkında varamıyor, kendimizi keşfedemiyoruz. Aslında insanın hedeflerini gerçekleştirmemesi için hiçbir şey bahane olmamalı. Fakat belki kolaycılığımızdan belki de disiplinin sürekliliğini sağlayamayışımızdan dolayı başarısız oluyoruz.


Başarı tanımı kişiden kişiye değişebilir elbette. Bana göre başarı, etik kurallar çerçevesinde, kimsenin emeğini çalmadan, kendi emeğimizi ortaya koyarak fırsatlardan maksimum düzeyde yararlanarak, olumsuzlukları olumluya çevirerek, bazen yenilgilerden ders çıkararak kapasitemize, kendimize uygun olanı en iyi şekilde yapmaya çalışmaktır. Einstein’ın güzel bir sözü var: “Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirecektir.”der Albert Einstein. Farkındalık kavramı burada önem kazanıyor. Başarılı olmak istiyorsak, neyi ne kadar yapabileceğimiz konusunda gerçekçi olmalı, sınırlarımızın farkında olmalıyız.


Eğitim hayatımız boyunca pek çok sınavdan, dönemeçten geçiyoruz. Bazen başarıyor, bazen hüsrana uğruyor, umutsuzluğa kapılabiliyoruz. Böyle dönemlerde kendime hatırlattığım bir şey var: “ Çabana sadık kal, tüm incinmişliğine rağmen. Hiç kimse takdir etmeyecek olsa bile.” Başarılı olma yolunda birilerinden sürekli takdir görmeyecek olduğumuzu hatırlamalı, hatta yolumuza taş koyanlar olacağının da bilincinde olmalıyız. Tüm okuduklarım, gözlemlerim ve yaşantımdan çıkardığım bir sonuç var; sağlam bir irade tüm başarılı insanların ortak özelliği. Birileri ömür boyu gayret ederken biz hayret ediyorsak bir yerde yanlış bir şeyler var demektir. Tüm olumsuz dışsal faktörlere rağmen kendimize inanır, bize ilham olabilecek kişilerin yaşamlarından kendimize ders çıkarır, becerikli olduğumuz alanlarla geliştirebileceğimiz yönleri de harmanlarsak, en önemlisi “yılmazlık” denen kavramı kendimize düstur edinirsek başarılı olabiliriz diye düşünüyorum. Eğer içimizde istek ve azim (kesinlikle hırs değil- azim )varsa ve çevremizde de bizi güdüleyecek, yapıcı eleştirileriyle yolumuza ışık tutabilecek kimseler varsa, hepimiz alanının en iyisi olabilir, ya da en azından hedeflediğimiz başarı düzeyine biraz daha yaklaşabiliriz. Yeter ki kendimize, yapabileceklerimize olan inancımızı yitirmeyelim.


Aydan ŞENGÜN

211 görüntüleme0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

© 2015 by Erdem Oklay.

All rights reserved

Copyrights

Misafir

Takip Et

  • Siyah Heyecan Simge
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Siyah Instagram Simge